Doğrusu biz Allah Teâlâ'nın, Muhakkak ki Allah, rezzāk O'dur, metin kuvvet sahibi O'dur (Zâriyât/58) kavlini okurken hemen, "Bunda şüphe mi var?!" der, "Allah'tan başka rızık veren var mıdır?" diye söyleniriz. Bunu huzur, emniyet ve güvenli rızık konusunda rahatlıkla söyleriz de, rızkımızın kesileceğini hissettiğimiz veya ileride biraz sıkılacağımızı anladığımız zaman hemen bu inancımız sarsılır ve yıkılmaya başlar. Ve o zaman her şeyi unuturuz. Zannederiz ki, rızkımız insanlardan birinin elindedir. Halbuki bizi sıkıntıya düşüren O'dur. Fakat saygınlığımızı unutur, falancaya, rızkımızı kesmemesi için yalvarmaya başlarız. Sonra kendi kendimize sebeplere sarıldığımızı zannederiz.
Niçin? Niçin bu?
Çünkü biz, Kur'ân'ın bu hükmü doğrultusunda terbiye edilmemişiz... Biz bu hükmü yalnızca okumuşuz... Sadece zihnimizde yer etmiş... Ve bunun normal olarak insanın bir anda kavrayacağı bir şey olduğunu, daha çok bilgi ve sü-rekli tekrar gerektirmediğini zannetmişizdir. Hayır, kesinlikle değil... Bu bir terbiye meselesidir...