Zorlukları, azapları anlatmakla tükenmeyecek bir yolculuktan sonra Sinop'a geldim... Hapishane ve şehir o kadar fena görünmedi bana...
Mahpus her şeye çabuk alışır, mahpus kalender olur...
Çünkü önceden , hatta daha düne kadar sıradan, adi ve avam kabul edip uzak durduğum, içimdeki kusursuz centilmenin bir ömür boyu kibirle kaçındığı her şey, içimdeki hayvansı, dürtüsel, avam olanla ilk kez bir akrabalık hissediyormuşum gibi yeni içgüdümü büyülü şekilde kendine çekiyordu.
İyinin ve kötünün insanda yarattığı hazza ait ne varsa ilk kez hissettim ama nerelere ulaştığımı asla anlayamayacaksınız, beni tanıyamayacaksınız.
Ey insanlar, benim sırrımdan öylesine habersizsiniz ki!
Bana bir tabanca doğrultsalar bile kalbim, etrafındaki binlerce, hatta onbinlerce insanın kalbinin bir avuç para için çarptığı kadar hızlı atmayacaktı.
Bir sabah aynaya baktığımda şakağımda beyaz bir perçem görmemle gençliğimin artık başka bir dünyaya geçmeye niyetlediğini hissettim. Ancak başkalarının gençlik dediği, bende çoktan miadını doldurduğundan vedalaşmak pek zor gelmedi..