Çakırcalı Mehmet Efe…
Ödemiş dağlarının namlı yiğidi. Zamanının tüm zaptiyelerini, jandarmalarını dize getiren köylü dostu eşkıya. 1900lü yılların başlarında koca Osmanlı’nın sağlayamadığı düzeni on beş kızanıyla elden geçiren; hakkın, adaletin kâğıt üstünde kalmadığı, zengin amansız ağalardan alıp gariban fukaraya abi, baba ve kardeş olan kahraman Çakırcalı. Anısına yazılan hemen tüm eserleri okudum ve o kadar yazılanın üzerine tüm bunları özetleyen, albay Rüştü Kobaş’ın verdiği röportajdaki şu sözlerini bırakıyorum: Kızanları Çakırcalının cesedi tanınmasın, ele düşmesin diyerekten başını ve ellerini kesip, derisini yüzmüşlerdi. Bunu gören Hacıduk Kamil bana gelerek Rüştü bey gördün mü yaptığımız işi? Çakırcalı gibi bir yiğit buna layık mıydı? Keşki o bizi vuraydı, dediler. Çakırcalının mezarı Nazilli dışında yol üstündedir. O yoldan geçen köylüler yıllar sonra bile mezara yarım saat kala olanca sesleriyle bağırırlar: “Çakırcalı Efe! Yol ver geçelim. Yaban de-ği-liz…”