Meltem

Meltem
Sen böyle güzelken günahlarını Korkarım Tanrı da sorası değil
Puan vermedi·182 syf.··
2025 3. kitabı
Çakırcalı Mehmet Efe… Ödemiş dağlarının namlı yiğidi. Zamanının tüm zaptiyelerini, jandarmalarını dize getiren köylü dostu eşkıya. 1900lü yılların başlarında koca Osmanlı’nın sağlayamadığı düzeni on beş kızanıyla elden geçiren; hakkın, adaletin kâğıt üstünde kalmadığı, zengin amansız ağalardan alıp gariban fukaraya abi, baba ve kardeş olan kahraman Çakırcalı. Anısına yazılan hemen tüm eserleri okudum ve o kadar yazılanın üzerine tüm bunları özetleyen, albay Rüştü Kobaş’ın verdiği röportajdaki şu sözlerini bırakıyorum: Kızanları Çakırcalının cesedi tanınmasın, ele düşmesin diyerekten başını ve ellerini kesip, derisini yüzmüşlerdi. Bunu gören Hacıduk Kamil bana gelerek Rüştü bey gördün mü yaptığımız işi? Çakırcalı gibi bir yiğit buna layık mıydı? Keşki o bizi vuraydı, dediler. Çakırcalının mezarı Nazilli dışında yol üstündedir. O yoldan geçen köylüler yıllar sonra bile mezara yarım saat kala olanca sesleriyle bağırırlar: “Çakırcalı Efe! Yol ver geçelim. Yaban de-ği-liz…”
1000Kitap
Çakırcalı EfeYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20126,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·72 syf.··
2024 5. kitabı
İnsana müthiş şaşkınlık veren ileri görüşlü bir kitap. 2020 yılında tüm dünyayı etkisi altına almış Koronavirüsü yaşamadan önce okusaydım ‘hadi canım böyle şey olur mu’ derdim. Ancak maalesef tüm dünya olarak öyle günler yaşadık ki kitabın anlattığı trajedilerin benzerlerini hissettim okurken. Daha da şaşırtıcı olan şu ki Jack London Kızıl Veba’yı yazdığında dünyada henüz böyle büyük bir salgın yaşanmamış olması. (Kayda geçen bilinen ilk salgın İspanyol gribi 1918 yılında başlamıştır ve bu büyük yazar salgından iki yıl öncesinde dünyadan göçmüş.) Şimdi anlayabildiniz mi ileri görüşlülüğünü… Keyifli okumalar :)
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,9bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2020 27. kitabı
Neden insanlar bencilliklerinden arınıp karşılarındaki insanın ne istediğini, ne hissettiğini ya da nasıl olduğunu merak etmezler? Neden en yakınlarını belli kalıplara sokmaya çalışıp, yapamadıklarında kendilerini sevmedikleri üzerine suçlama topunu ellerinde tutarak en yakın fırsatta silah gibi kullanırlar? Yaralıyoruz, yaralanıyoruz... Hayatı birbirimize çekilmez kılıyoruz. Güya derman olmak isterken hırslarımıza, hazlarımıza, kafamıza çivi gibi çaktığımız yargılarımıza yenik düşerek salt dert oluyoruz. Her yere, her şeye geç kalıyoruz fakat zamanı suçluyoruz. Martin, hayat sadece sana böyle davranmadı. Aslında bakarsan hayat değildi bunu yapan, içinde yaşayan insanlardı. Değişmek zor, değiştirmek çok zor. Düşüncelere ve duygulara değer vermedikçe, kalıp yargılardan, böyle olması gerekiyorlardan uzaklaşmadıkça bu ruhsal, psikolojik şiddet devam edecek.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2020 17. kitabı
Savaş... Evet savaş belki gereklidir, fakat doyumsuzluk için, daha fazlasını istemek için değil, vatanı savunma için gereklidir. Ancak unutmamak lazımdır ki cephelerde nice anaların kuzuları, nice yeni gelinlerin kocaları canlarını vermiştir. Kaç ev karnını doyurmak için yarım kilo buğdaya muhtaç olmuştur. II. Dünya Savaşı... Öyle bir savaş düşünün ki tarlaları ekip kaldıracak, hasat alacak insan kalmamıştır köylerde. İnsanlar çocuklarını sadece sütle beslemiştir aylarca... Evler yuva olmaktan çıkmış, basit birer barınağa dönüşmüştür. Öyle bir ev ki; sobasında odun yerine yalnızlık tüten, tenceresinde yemek yerine acı kaynayan...
Edebiyat
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202278bin okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2020 16. kitabı
Başta “ben bu kitaba neyi ne kadar yazarsam yazayım tam anlamıyla duygularımı ifade edemeyeceğim” düşüncesiyle hiçbir şey yazmamaktan korktum ve ani bir hızla buraya geldim. Şimdi sizi kitabın konusu, içeriği, ilerleyişi hakkında bilgilendirmekten ziyade ana karakterin duygu durumundan, kendisiyle girdiği psikolojik çatışmalardan bahsetmek daha doğru olacak gibi geliyor. Kendince haklı sebeplerle dünya üzerinden bir biti yok ettiği için hiç de suçlu olduğunu düşünmüyor ve bunu şu cümleyle destekliyor: Hiç değilse biraz pişmanlık duyabilseydim!.. Evet işlediği cinayetten en ufak bir pişmanlık duymuyor çünkü ona göre yeryüzünde yüzyıllar öncesinden beri süregelmekte olan insan katli, üst tabakalarca ve harika kulplar uydurulduktan sonra suç olmaktan çıkması bir yana dursun, kahramanlık bile sayılabiliyor. Ve bunları iddia ederken tarihten çeşitli örnekler vermekten de çekinmiyor. Gelelim cinayetten hemen sonrasına... Mükemmel tesadüfler sonucunda ortada elle tutulur hiçbir delil bırakmadan hayatına devam ediyor ancak tahmin edileceği üzere belirsizlik duygusunun verdiği müthiş acı ve psikolojik baskı ile günlerini sürekli tetikte geçirmeye başlıyor. Herkesten şüphelenip (acaba biliyorlar mı), bir çok kişiden de nefret ediyor. Ona göre görüştüğü çoğu insan onu köşeye sıkıştırmaya, suçunu itiraf ettirmeye çalışıyor. (En ufak yalanların bile ortaya çıkmaması için elimizden geleni yaptığımız, tedirgin olduğumuz bu süreç size az çok tanıdık gelir). Ve tabii kimse onun bunu neden yaptığını anlamıyor. Kendi açıklamasına göre de yoksulluktan kurtulmak için yaptı ancak biliyoruz ki paralara hiç dokunmadı. Yakalanma korkusuyla mı o paralara dokunmadı yoksa zaten para en son düşündüğü şey miydi bunu kestiremiyorum. Kitabın başını az çok Dosto ilgililerinin bildiğini düşünüyorum
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma