Gözümden bir damla yaş
aktığında, “Başka bir dünyada biz seninle o deftere yazdığımız gibi yaşlanana
kadar huzurlu bir şekilde hayatımıza devam edeceğiz, bunu biliyorsun değil mi?
Çünkü benim ruhum bir tek sana ait, bir tek senin ve kalbim bir tek senin
ellerinde. Başka bir dünyada sen harika bir baba olacaksın, ben ise anneme asla
benzemeyeceğim. Başka bir dünyada sen yine pilot olacaksın, ben ise avukat.
Başka bir dünyada bizim ellerimize kan bulaşmayacak, bizi yok edemeyecekler.”
Bileklerimde şiddetli bir acı hissettiğimde elektrik verdiklerinin farkındaydım
ama durmadım, devam ettim. “Tugay,” dedim dişlerimi acıyla sıkarak, hayır beni
susturamayacaklardı. “Kalplerin taşlaştığı bu dünyada sen benim kalbimi
yumuşattın, şimdi bu kalbimi senin için feda da edebilirim, hiç önemli değil.”
Son kez hâkim gür bir sesle, “Pişman mısın?” diye haykırdı.
“Canımın içi,” dedi Tugay ve o birkaç saniyelik anda gözlerinin dolduğunu
gördüm. “Bana pişman olup olmadığımı soruyorlar. Seni bana veren bu hayat
için ne kadar pişman olabilirim, söylesene