Muhammet Enes ŞEN

Muhammet Enes ŞEN
@Mnsenes
@mnsenessen Beni ben bile bilemedim ki sana benden bahsedeyim
Metalurji ve Malzeme Mühendisi
Gazi Üniversitesi
Ankara
6 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Cemil Meriç'ten;
" Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın, daha doğrusu bu ülkenin. İdrakamıza vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir İstikbal'le bağlayacak köprü olmak isterdim. Kelimeden sevgiden bir köprü... Sanat düşüncenin, düşünce mukaddeslerin emrinde olmalı. Hakikat, Mukaddeslerin mukaddesi , hafızasını kaybeden bu zavallı nesilleri biz mahvettik, bu cinayet hepimizin eseri, hepimizin yani aydınlar'ın" " Onlar sürü yavrum. Zincirlerinden başka kaybedecek neleri var? Karanlıktan geldiler, karanlığa gidiyorlar. Ummandaki dalgalar gibi sayısız, tarihi yok bu sürünün ve macerası yok. Yıldızlara tırmanan merdivenden habersiz... Yürüyen, esneyen, tepinen ve öğrendiği şeyleri tekrarlayan uzviyet... Kafanın vecdinden habersiz... Bu sarhoş karnaval alayını yıldızlar, yüz binlerce yıldız, kayıtsız bakışlarıyla seyrediyor."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Semerci
Eşekler köydeki semer cidden çok şikayetçilermis. Semerci hiç iyi semer yapamıyormuş. Eşeklerin sırtları kanlı yaralarla doluymuş. Eşekler toplanıp yeni bir semercinin gelmesi için dua etmişler. Hikaye bu ya duaları da kabul olunmuş ve gerçekten köye yeni bir Semerci gelmiş. Ne var ki Semerci de eşeklerin rahatlatacak semerler yapamıyormuş. Yaralar azalacakken, artmaya başlamış. Eşekler yine toplanıp köye yeni bir Semerci gelmesi için dua etmişler. Ve gerçekten mevcut Semerci köyden ayrılmış, yerine başka bir Semerci gelmiş. Eşekler her Semerci değişikliğinde olduğu gibi yine çok sevinmişler. Ama çok zaman geçmeden yeni semercinin de çok farklı olmadığını severlerin Gittikçe daha da kalitesizleştiğini görmüşler. Semerci, gitmiş Semerci gelmiş. Yakıştıramadım her seferinde eşekler yeni Semerci gelmesi için dua etmişler. Seni arayayım ki bu hikaye kaç Semerci değişene kadar böyle devam etmiş bilmiyorum... Nihayet bir gün akılları başlarına gelen eşekler toplanıp, eski semerciden kurtulmak yerine, eşeklikten kurtulmak için dua etmişler...
Hayat ne garip bugünlerde
Mallarımız arttı, keyfimiz azaldı. Daha büyük evlerde kalıyoruz Ama daha küçük ailelerde yaşıyoruz. Konforumuz arttı ama zamanımız daraldı. Diplomamız bol ama Sağduyumuz az. Uzmanlıklar arttı ama sorunlar çoğaldı. Ilaçlar çoğaldı, hastalıklar arttı. Sorumsuzca para harcıyoruz ama az gülüyoruz. Trafikte çok hızlıyız ama çabuk parlıyoruz. Akşam geç yatıyor, sabah yorgun kalkıyoruz. Az kitap okuyor, çok televizyon seyrediyoruz. Varlığımızı arttırdık ama değerimizi yitirdik. Çok konuşuyor ama az gönül veriyoruz ve bol yalan söylüyoruz. Para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı öğrenmedik. Hayata yıllar ekledik, yıllara hayat katamadık. Uzaya ulaştık ama ruhun derinliklerine inemedik. Havayı temizledik ama ruhları kirlettik. Atomu parçaladık fakat önyargimizi yıkamadık. Çok yazıyoruz ama az gelişiyoruz. Daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz. Acele etmeyi öğrendik ama sabirli olmayı asla... Gelirimiz arttı; karakterimiz zayıfladı. Tanıdıklar çoğaldı; dostlar eksildi. Çabalar arttı ama mutluluklar azaldı. Dünya barışı deriz ama silahlanırız. Daha mutlu olmak için somurtarak çalışırız. Eve çift maaşın girdiği ama çiftlerin boşandığı; Güzel evlerin yuva olmadığı; Vitrinlerin dolu ama gönüllerin boş olduğu günlerde yaşıyoruz...
İstediğini görebilmek
Aynı kalp rahatsızlığıyla aynı kaderi paylaşan iki yaşlı adam ayni odayı paylaşıyorlardı. Tek fark biri cam kenarında diğeri ise duvar dibinde yatıyordu. Cam kenarındaki yaşlı adam her gün camdan bakarak arkadaşına dışarısını anlatırdı; " Bugün deniz sakin, yine de hafif rüzgar var sanırım. Çünkü uzaktaki teknenin yelkenleri rüzgarla doluyor. Park bu sabah sakin... iki salıncak dolu, iki salıncak boş. Dünkü sevgililer yine geldi, aynu yere oturup konuşmaya başladılar, elele tutuştular, ne kadar da yakışıyorlar birbirlerine. Erguvan ağaçları ne kadar güzel açmış, her yer mor bir renk almış, erik agaclari da beyaz çiçekleriyle onlara eşlik ediyor. Denizin üzerindeki martılar bugünkü yemeklerini arıyorlar, ne güzel de dalıyorlar suya " Günler böyle geçip gidiyordu. Ta ki cam kenarındaki yaşlı adam kalp krizi geçirene kadar... Iste o anda duvar kenarında ki adam düğmeye bassa kurtaracaktı arkadaşını ama şeytana uydu, bunca zamandır sadece dinleyebiliyordu, artık görebilirdi de... İşte bunun içi düğmeye basmadı ve hemşireyi çağırmadı. Aynı kaderi paylaştığı kişiyi ölüme gönderdi, ama o bunun hakli bir savunma olduğunu düşünüyordu. Ertesi gün hastabakicilar ölen yaşlı adamın yerine kendisini koymaya gelmişlerdi. Hemen yatağının yerini değiştirdiler, işte o günlerdir bakmak istediği manzarayı nihayet görecekti. Başını kaldırdı ve pencereden baktı " Simsiyah bir duvar" vardı karşısında.
Ben'le Sohbet
Sevmek... "Sevmek" dedim. "Yoluna ölmek " dedi. " Yol" dedim. "Alıp başını gitmek" dedi. "Gitmek" dedim. Bir"Ahh" çekip, "dostlarından ayrılmak " dedi. "Dost" dedim. Durdu. Bana baktı. "dost " diye mırıldandı. " Yüreğime nasıl koysam bilemedigim" dedi. "Yurek" dedim. "Dünyaları içine sıgdıramadıgım" dedi. "Dünya"dedim. "Hayatin bir yüzü " dedi. "Yüz" dedim. " Ardında ne gizli bilemedigim" dedi. "Giz" dedim. " Hep çözmeye çalıştığım" dedi. " Çalışmak " dedim. " Bitmeyecek öykü " dedi. " Öykü" dedim. " Binlercesini içimde gizliyorum " dedi. " Gizlenmek" dedim. "Iste , herşeyin bitimi" dedi. " Şey " dedim. "Sevda" dedi. " Sevda" dedim. "Peşinden kostuğum" dedi. " Koşmak " dedim. "Hayat bir maraton" dedi.