Ayça

Ayça
@Moin
Anlık düşüncelerimi yazacağım, aklıma geleni.
Bir karakterin yaptığı seçim beni epey düşündürdü. Zekanın sadece bir sürü bilgiyi ezberlemek olmadığını tekrar anladım; zaten bunu hâlâ düşünen insan kaldığını sanmıyorum (umarım). Asıl mesele, doğru zamanda doğru şeyi yapabilmek. Mesela hikayenin bir yerinde kahraman konuşmak yerine susmayı tercih etti. O an konuşmak daha basit olurdu belki ama o sustu, çünkü bazen en doğru kelime hiç söylenmeyendir. Çok az insan suskunluğun bir tercih olduğunu kabul ediyor. Çoğu, sessizliği boşluk sanıyor. Oysa bazen birinin taşıdığı yükü sessizlikle paylaşmak, en büyük saygı olabiliyor. Empati çoğu zaman içgüdü gibi görünür ama aslında bilinçli bir karar ve o kararı verebilmek, ders çalışmakla öğrenilen bir şey değil. Karakter, irade, biraz da sezgi ister; benim etrafımda sayıca az gördüğüm bir tanımdır bu. İyi kalpli olmak da bence dünyayı toz pembe görmek anlamına gelmiyor. Tam tersine, griyi bütün karanlığıyla görmek ve buna rağmen nazik kalmayı seçmek demek. İnsan olmak, evrenin içinden özenle seçilmiş birkaç parçayı kopyalayıp kusursuz değil, dengeli bir tasarımı oluşturması gibi geliyor yani okuduğum evren bana bunu anımsattı ki bakış açım değiştikçe daha birçok şey daha fark ediyorum umarım hayatım boyunca aydınlanma yaşayabilecek bir şeyler bulurum işin eğlencesi bu.
Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Konu sadece "Aşk" değil.
Her aşk geçicidir. Dolayısıyla, sonuçta daha büyük acılara düşmemek için, hiç kimseyi sevmemek daha iyidir.
İnsanlar hep acı ve üzüntüyle sonuçlanan zevklere neden bu kadar düşkünler?
Düşünce
Sevmek... Ama kimi sevmeli? Gelip geçici olursa, üzüntülerine değmez... Sonsuz aşk ise olanaksızdır...
Felsefe-Düşünce
kim bu "aile"
Bir ev; bir sokak, bir şehir ya da tuğla ve harç gibi yapay şeyler değildir. Ev, insanın ailesinin olduğu yerdir...