Barış'ı tanıdığım yerde ne çiçekler vardı, "ne de başı bulutlarda bir çınar." O gevrek sesiyle simitçi bile giremezdi oraya. Taş avluya yalnızca kuşlar konardı bazen.
Kuş kanadına binip çayırlara gitmeyi öğretti Barış bana.Düşle gerçek, onun o yarım sözcüklerinde öylesine iç içe geçerdi ki, dünyanın çirkinlikleri bir bulut gibi kayıp giderdi yarım göğümüzden.Taş avluda düşsel uçurtmaları uçurmayı işte öylece öğrendim Barış'tan.