Kader gidince içime buz gibi bir boşluk doldu. Ancak sevdiğini yitirenlerin, onu bir daha göremeyeceğini bilenlerin anlayabileceği, taş gibi bir boşluk. Sabahları uyandığında şişik şişik bakan mahmur gözlerini, saçlarını…
. Hayat oklarla, yol gösteren işaretlerle doluydu. Kimini fark ediyor, kimini görmezden geliyorduk. Fark ettiklerimize sıkı sıkı sarılıyor, yaptığımız bir enayilik yüzünden yitirirsek,ya da işte sırf talihsizliğimizden yitirirsek ,biz de kayboluyor ,kahroluyorduk. İyi biliyordum bunu, zira vaktivle Kader de gideceğim yönü gösteren bir oktu benim için. Hep kuzeyi gösteren pusula, yorulunca yaslanacağım baston, nereye gideceğimi anlamak için açıp bakacağım haritaydı. Yolu gösteriyor, aydınlatıyor ve yürürken elimden tutuyordu.Ama sonra ışık söndü. Baston, harita, pusula ve her şey karanlığa gömüldü.