Ve İstanbul, Süleyman tahtında bir münzevi Saba Melikesi’nden kalan muştular evi
Gecenin en karanlık tenhasında çoğalan
Kalbe siyah benekler bırakıp gizli kalan
Yedi başlı ejderha yedi tepeyi tutmuş
Bu şehirde kapılar pencereyi unutmuş
Kapılar odaların inkisarında mahrem
Kapılar aynaların âh ü zarında mahrem
İstanbul, gemilerin rüyalarında mahpus
İstanbul ki, deryalar gülü; sultana mahsus Solmadan, o nazenin yurduna varmalıyım
Onu bir saat gibi yeniden kurmalıyım
Göğünde gece gündüz ışıldarken izlerim Esrarıyla yeniden buluşmalı gözlerim
Gözlerim; İstanbul’un ufuklarında mahrem Gözlerim ki, bu gün de mahrem, yarın da mahrem..