Mono

Mono
@Monolisaa
Ben de herkes gibiyim. Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum..
Puan vermedi·173 syf.··
2025 5. kitabı
Kitap iki hikayeden oluşuyor. İlk hikayede, katilimiz hakkında bilinen iki şey var. Çocuk şarkısı olan Üç Kör Fare’yi ıslık çalarak söylemeyi seviyor. İkinci şey ise katil, öldürdüğü kurbanın evinden çıkarken defterini düşürüyor. Defterde iki adres yazılı. Biri öldürdüğü kadının evinin adresi. İkincisi, bir pansiyonun adresi. Pansiyonu genç ve yeni evli çift işletmektedir. Pansiyonlarına ilk konukları ertesi gün gelecektir ve hava karlı fırtınalıdır. Konuklar geldikten sonra, kar tüm yolu kapatır ve pansiyondan çıkmak imkansızdır. Aralarında bir katil vardır, ama kim? İlk hikayede bunu okuyoruz. İkinci hikayede heyecan arayan bir çiftin dedektiflik hikayesi anlatılıyor. Bu çiftin çözdüğü birden çok olay kaleme alınmış. Benim en sevdiğim hikaye ise Fare Kapanı oldu. Agatha’nın bu kitabı çerezlik bir kitap olmuş bana göre. Kitap akıcı mı, evet. Heyecanlı mı, evet. Ama benim favori Agatha kitabım olamadı.
Fare KapanıAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20232,649 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·724 syf.··
2025 4. kitabı
İncelemeden çok bir iç döküştür! Neye nerden başlayacağımı bilmediğime göre ortasından başlayarabilirim. Bu düşünmeler mahvetti sonuçta bizi. Herhangi bir konuya bile nereden başlayacağımızı hep düşündük daha doğrusu ben öyle yaptım. Şimdi şu çoğulculuktan çıkıp kendim olarak devam etmeliyim yazdıklarıma. Saçmalayabilirim önemli değil. Kimin ne düşündüğü eskisi kadar umrumda değil. Sonuçta bunlar benim yazdıklarım ve benim hissettiklerim. Değil mi ama? Yeterince boş konuştun Duygu. Geç şimdi buraları. Oğuz Atay ile yalnız kalmalıyım. "Ruhumun Aynası" diyordum ona. Ruhumdan bir şeyler vardı bu adamda. Neydi bu yansıma tam olarak ben de bilmiyordum. Ama ıstırap verdiği kadar ben olduğunu hissettiğim bir şeyler. Kelimeler nasıl bir araya gelip anlam bulacaktı. Önemliydi kelimeler Oğuz Atay için. Kelimelerin önemini ben de senden sonra öğrendim biliyor musun? Üzerinde duracağım bir şeye benzemiyorlardı. Ama seni okudukça bir şeyler önem kazandı bende. Selim Işık'ın hayatı boyunca kelimelerle derdi vardı. Bulmak istediği bir şeyler vardı. Ve buldu sonunda 'onu'. TUTUNAMAYANLAR'ı.. Çoğulcu bir şeylerdi. Hayatı boyunca onlara benzememek için uğraştı belki de ama en son onlardan biri olduğunu hissederek son verdi hayatına. Hem biliyor musun Oğuz Atay bence Selim Işık, bir çoğumuzdan daha cesaretli. Ben bu kadar cesur değilim. Şimdi biri çıkıp: "Ne yani intihar etmek cesaret işi mi?" Diyecek. Biliyorum. Ama Canım İnsanlar, bazı konularda sizinle tartışmaktan çok uzağım artık. Herkes farklı düşünür. Bir türlü şunu anlamadınız. Bu yüzden farklı insanlarız. Yoksa tek tip, seri üretim olarak sürülürdük piyasaya. Ben ne zamandır böyle konuşuyor ve düşünüyorum inan bilmiyorum Canım Oğuz Atay.. Demek ki bazen değişim iyi yönde olabiliyormuş. Hadi ordan ben de sanki değişimin iyi
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2025 3. kitabı
Bolca sürpriz kaçıran vardır! Kitaplar, özellikle kaliteli kitaplar, denize atılmış bir olta gibi gelir bana bazen. Misinasının ucunda birden farklı yem, hepsi farklı balıkları çekecek şekilde. Her kitap yapmaz/yapamaz bunu ama; bazıları tam da böyle hissettirir. İşte bu kitap da öyle bir kitap. Düşünce denizine atılmış bir olta, ucundaki çeşitli konularla.. Şimdi ben, "Mütevazı Yorumcunuz", size bu kitapta beni çeken ve eski ve yeni bildiklerimle, gördüklerimle ve deneyimlediklerimle bazı şeyleri yeniden düşünmemi, değerlendirmemi sağlayan bir konudan bahsetmek istiyorum: Suçluların ıslahı. Kitabın konusundan kısaca bahsedecek olursam, (konuyu bilmeyenler için kısa bir özet), suç dolu bir distopya düşünün. Her yerde şiddet var, tecavüz var. Can ve mal güvenliği yok, insanların bazıları fütursuzca cesur bazıları evlerinden çıkamayacak kadar korkak. Böyle bir ortamda; şiddetin, tecavüzün, hırsızlığın bin bir çeşidiyle insanlara zulmeden henüz 15 yaşında, küçük bir çete sahibi, Alex isminde birisini düşünün. Bu Alex, fütursuzca cesur olanlardan. Kitabın ilk bölümü bunu anlatıyor. İkinci bölümde, Alex'in yakalanarak hapse atılması ve orada, devletin suçluları ıslah etme amacıyla oluşturduğu deneysel bir tedaviye katılması anlatılıyor. Üçüncü ve son kısımda ise, tedaviden sonra yeniden topluma salınması ve başına gelenlerden bahsediliyor. Benim, alacalı bir balık olarak, bu kitapta en dikkatimi çeken yem, suçluların ıslahında bilimsel deneylerin kullanılması ve bu deneyin sonucunda insanların iyiliği seçmek zorunda kalıp, hür iradelerini şiddet için kullanamamaları. Acaba böyle bir şey olmalı mı? Olmalı mıydı? Ya da hiç olmaması daha mı iyi? Hem bir kadın hem de bir hukukçu olarak; şiddetin ne mertebelere ulaşabileceğini, özellikle erkeklerin (lütfen bunu
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,2bin okunma
Puan vermedi·779 syf.··
2025 2. kitabı
Okuyan bilir Dostoyevski okumak, karakterlerinin iç seslerine kulak vermek demektir. Dostoyevski’yi okuyan bir birey gittiği yoldan sapar bununla kalmaz olaylara ve çevresine de daha farklı bakmaya başlar. Neden? Nedeni sizce de çok açık değil zira büyük usta, okurun fabrika ayarları ile oynar ve destekliyorsa yazılım güncellemesi (Dostoyevski 7.0 güncellemesi gibi) gönderir okurun zihnine ki büyük yazar olmakta zaten bunu gerektirir. Dostoyevski’nin usta kalemini, ince zekasını, müthiş psikolojik tahlillerini burada anlat anlat bitiremeyiz. Bu yüzden direkt okuduğum eserine dönmek istiyorum. Budala, dürüst, ahlaklı, temiz kalpli ve tüm bunların yanında oldukça da saf bir karakter olan sara hastası Prens Mişkin’in aşk hikayesini anlatmaktadır. Bu nokta da aşk kitabı demek ne kadar doğrudur bilemiyorum ancak bir Beyaz Geceler tadında yoğun bir aşk teması işlenmediğini belirtmek isterim. Budala adlı eserinde aşk teması, karakterlerin iç seslerinin, iç buhranlarının, psikolojik ve fikir tahlillerinin gerisinde kalmıştır. Kimi okur aşk temasının ön planda olmasını tercih edebilir ancak bana göre hiçbir sorun teşkil etmemekle beraber memnun bile kaldığımı söyleyebilirim. Dostoyevski, Budala kitabında nelere değinmemiş ki; ahlak, ölüm psikolojisi, hayata bakış açısı, bilinçaltı, parçalanmış kişilik, toplumsal bozukluk, suçlu psikolojisi, hastalık psikolojisi, saflık ve bununla beraber daha bir sürü kavram Dostoyevski’nin ince zekâsı ile yoğrulup bu kitabında biz okurlara sunulmuştur. Dostoyevski, tüm karakterlerinin her birine ayrı ayrı ve uzun uzun yer ayırarak deliliklerini, iç buhranlarını ve psikolojik tahlillerini olağanüstü bir ustalıkla yansıtmıştır okuyucuya. Toplumsal bozuklukları, veremli bir kızın üzerinden anlatırken kızın olduğu köyü yaşayan insanlarıyla
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma