Türkçe dersinde anlatım bozukluğu olarak hep "ölebilir hatta felç kalabilir" örneği verilirdi. Ben de hep felç kalmanın daha kötü olacağını düşünürdüm, bir yandan hareketsiz bir bedende hapsolurken bir yandan da sevdiğin insanlara yük olmanın verdiği vicdan azabını çekeceksin. Kitabı okurken aklıma ilk gelen şey bu eski düşüncelerim oldu, tabi ki Kafka abimiz bunları çok daha detaylı ve etraflıca düşünmüş. Kitapta ana karakterin çaresizliği, etrafındakileri rahatsız etmemek için olan uğraşı ve sabrı, yer yer sabırsızlığı, bencilliği ve onu anlayamadıkları için duyduğu öfke; diğer taraftan etrafındaki kişilerin onu mahcup etmemeye çalışması ve onunla sabırla ilgilenmesi, ancak bir süre sonra durumun sıradanlaşması ve aradan çıkarılacak bir iş haline gelmesi ele alınmış. Kitaptaki bir diğer dönüşüm ise evin tek gelir kaynağının kaybolması ile aile üyelerinde gerçekleşen dönüşüm: kiminin emekliliğini bırakıp daha dinç bir hale gelirken kiminin hayallerini bırakıp monoton bir hayat yaşamaya başlaması.
Oldukça akıcı bir kitap, bir oturuşta bitirilebilecek tarzda.