"İnsanların kanı kızıl ve ateşli oldukça, insanlık genç oldukça hep isyanlar,hep devrimler olacak.Olmak zorundadır zaten-tıpkı fırtınalar gibi:Güneş ışıl ışıl,hava berrak, çiçekler kokulu olsun diye."
Kitap Türkiye'nin bir bakıma kendini bulmaya çalıştığı, yeniliklere biraz da olmuş alışabildiği bir zamanda geçiyor.Çoklu partili döneme geçiş aşamalarında aşka şahit oluyoruz.Kaderin halatları elinde tuttuğu bir aşk...
Kitabın sonunun böyle olacağını hiç tahmin etmemiştim.O dönemin psikolojini fazlasıyla hissettiren bir kitap.
Karakterlerin iç dünyalarının güzelce anlatılması çok hoşuma gitti.
Tarık Buğra'nın pek bilinmeyen bir kitabı olsa da kesinlikle okunması gereken bir kitap.