Zeze

Zeze
@Mooncakee
Bazı geceler dümen gibidir. Saatler sabaha ulaşırken öyle bir döner ki bütün hayatın seyri değişir bambaşka bir yere kırar kaderi.
87 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
8/10
·112 syf.··
2022 38. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 08 Eylül 2022 13:02
Jack London, güzel eserleriyle tanıdığımız bir yazar.Bu kitabı ile de hayatımızdaki büyük olayları, kişileri ve tiplemeleri sembolik bir şekilde anlatmış. Bu kitaptaki ana karakterimiz Buck adında bir köpektir.Buck, sahiplerinin yanında el bebek gül bebek bir hayat sürmüştür ve evcilleşmiş bir köpektir.Buck için hayat böyle güzel giderken, sahipleri olan insanların maddiyat uğruna birçok şeyden vazgeçtini görür.Buck'u para uğruna satarlar ve bizim karakterimizin çetin hayatı başlamış olur.Buck,sahipten sahibe,iyiden kötüye giderek bir hayata karışmıştır.Buck karakteri aslında ezilmiş işçi sınıfını temsil eder.Kimi zaman az ile yetinmesini ve şükretmesini söylerler kimi zaman da elindeki sopalarla korku salarlar.Buck zamanla bu kapitalist dünyaya alışır.Hayat böyle giderken bir gün Buck ona çok değer veren bir sahiple karşılaşır.Bu noktada ise araya sevgi ve sadakat girer. Buck'ın onu çağıran vahşetle birlikte devam eden hikâyesini okuyoruz. Vahşetin Çağrısı'nda sevginin,sadakatin, çaresizliğin, acının ve bunun gibi birçok duyguyu derinden hissediyoruz.Jack London'ın muhteşem yazma tekniğiyle birlikte insanlığı düşünmeye iten bir kitap...
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kader Olandır...
10/10
·479 syf.··
2022 37. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2022 18:05
Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki muazzam bir kitap.Kitabın içindeki yazılan her şey, tüm detaylar, karakterlerin duyguları... kısaca her şey o kadar güzel anlatılmıştı ki kitaba bağlanmamak elde değildi.Tarık Buğra,edebiyatımıza yeri doldurulamayacak bir kitap bırakmış... Kitabın konusuna gelecek olursak Kurtuluş Savaşı döneminde, ülkemizin her bir yerden doğum günü pastası gibi paylaşıldığı, hükümetin elinin kolunun bağlı olduğu, yüzyıllar boyunca birlikte huzurlu bir hayat sürdüğümüz;Yunananlıların,Rumların,Ermenilerin ve daha fazlasının kendi ülkelerini kurma amacıyla bize ihanet ettiği bir dönemde geçiyor.Başlangıçta herkes bu yaşananların geçici olduğunu ve kısa zamanda düzeleceğini düşünmektedir.Hâlbuki durum bundan da kötüdür.Son çare olarak halk kendini savunmak zorunda kalmıştır.Sıkıntı şu dur:Halk ikiye bölünmüştür.Bir kesim hükümet yanlısı bir kesim de eli kolu bağlanmış olan bu hükümetin yardım edemeyeceğinin farkında olup Kuvvacı gruplar kurup vatanı savunmaya başlayan kesimdir. İstanbullu Hoca'nın Akşehir'e gelmesiyle başlar her şey.Bundan sonrası ile kaderin elindedir... Çolak Salih gibi sol kolunu savaşta kaybeden bir yiğidin tek koluyla vatanını savunmasıdır, gerçek fedakarlık... Kitap gerçeği anlatmaktadır.Bizlerin sadece duyup okuduğumuz bu mücadele,kitap boyunca ayrı bir manevi boyuta geçiyor. Tarık Buğra'nın da dediği gibi:"Küçük Ağa, destanlara yakışır bir konuyu ele almasına rağmen, destan değil, gerçekliği anlatan bir romandır." Yer yer gururla, acıyla, çaresizlikle okuduğum bir kitap oldu.Bu muhteşem kitabı çok vakit kaybetmeden okumak gerek...
Küçük AğaTarık Buğra · İletişim Yayınları · 201511,8bin okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2022 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2022 17:11
Kitap 1926 yılında yazılmış, kendi ülkesi hariç çoğu yerde basılmış olup kendi ülkesinde -Rusya'da- ise 1982 yılında basılabilmiştir. "Biz" adlı bu eserde farklı bir distopya görmekteyiz.1984,Cesur Yeni Dünya gibi kitaplara da ilham kaynağı olmuş bir kitap.Bu tür kitapları okurken en acı verici yönü şu ki günlük yaşantımızın küçük ama tehlikeli parçalarını bu kitaplarda yoğun bir şekilde hissetmek... Tek Devlet adı verilen bir yerde yaşayan ve Velinimet'e taparcasına inanan bir toplum vardır.Bu dünyada herkes şeffaf,saydam camlarla hayatlarını sürdürmektedirler ve devletten habersiz en ufak şey bile yapılamaz.İnsanlık bir nevi robot olma noktasında ilerlemektedir.İnsanların sahip oldukları hayal güçleri bile tehlikeli olmuştur bu yüzden ameliyat yoluyla bu hastalıktan kurtulma noktasına gelmişlerdir.Bu çevrede yaşayan herkes mutludur,neden mutlu olmasınlar ki?Burada yaşayan herkes için mutluluğun kaynağı, özgür olmamak!Onlara göre insanlığın en zayıf noktası özgür olmaları.Kısıtlama,yasak, katı kurallar sonucunda insan mutlu olabilir.Tabii ki bu totaliter durumdan memnun olmayan ve mutluluğun bu olduğunu düşünmeyen insanlar da vardır.Kesin olan şu ki,her toplumda devrimler olacaktır.Kitapta da geçtiği gibi "Devrim sonsuzdur." Bu evrendeki insanların bizler gibi isimleri yoktur,numara ve harflerle adlandırılmışlardır.Kitap boyunca yaşanan olayları D-503 adlı karakterimizin yazmış olduğu kayıtlardan okumaktayız.Yer yer okuyucuya hitap edilmesi hoştu. Okunması gereken kitaplardan biri.Önerilir...
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · İthaki Yayınları · 202111,9bin okunma
Kader Olandır
Puan vermedi·271 syf.··
2022 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2022 21:21
Kitap Türkiye'nin bir bakıma kendini bulmaya çalıştığı, yeniliklere biraz da olmuş alışabildiği bir zamanda geçiyor.Çoklu partili döneme geçiş aşamalarında aşka şahit oluyoruz.Kaderin halatları elinde tuttuğu bir aşk... Kitabın sonunun böyle olacağını hiç tahmin etmemiştim.O dönemin psikolojini fazlasıyla hissettiren bir kitap. Karakterlerin iç dünyalarının güzelce anlatılması çok hoşuma gitti. Tarık Buğra'nın pek bilinmeyen bir kitabı olsa da kesinlikle okunması gereken bir kitap.
DönemeçteTarık Buğra · İletişim Yayınevi · 2004567 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2022 34. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2022 16:13
Öncelikle kitap tarihi bir alt yapıya sahip.Fransız Devrimini ve bununla birlikte toplumda yaşanan olayları, muhteşem bir şekilde anlatıyor. Yolculuktan yolculuğa geçtiğimiz bu kitap adını da aldığı Londra ve Paris şehirlerinde geçiyor.Dickens kitap boyunca duyguları güzelce işlemiş.Acı, aşk, çaresizlik, fedakarlık, açlık, özgürlük... Tüm bu duygular eşliğinde okuyucu devrimin farklı bir yönünü görüyor.Durum o kadar vahimdir ki sabah işe giden insanlar nasıl ki bizlere sıradan ve normal geliyorsa giyotin sehpasında hayatlarına son verilen insanlar da o kadar normal karşılanıyor.Kesilen her bir kelle seyirciler tarafından zevkle karşılanıyor.Kitabın sonlarında karakterin de dediği gibi "Benim öldürülmem, umarım başkalarının hayatlarını değiştirir ve uzunca yaşayabilirler." Kitapta beni en çok etkileyen sahnelerden biri insanların yere dökülen şarapları yalamalarıydı.Açlık o kadar derin ki insanlar çimleri yemek zorunda kalıyorlar... Kesinlikle okunması gerekiyor.
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Can Yayınları · 202376,4bin okunma