Hepinize merhaba. Umarım geceniz kalbiniz kadar güzel geçiyordur. Biliyor musunuz aslında şu an içimden hiç gelmiyor size yalnızlıktan bahsetmek. Konuşup canınızı sıkmak istemiyorum zira. Umut dolu sözler söylemeyi yeğlerdim aslında. Gerçi insanın yalnızlığa bakış açısına göre değişir tabi. Hemen onu kötü diye damgalamak hoş olmaz doğrusu. Yalnızlık kimi zaman iyi de gelir. Şu an bu satırları okuyan sen tanımıyorum seni. Bilmiyorum ki yalnızlıkla aran nasıl? Belki uzun zaman önce karşılaştın onunla bir daha da hiç görmedin sonra. Küser gibi gitti, uğramadı yanına. Belki de çok sıkı dostsunuz onunla öyle ki ondan başka kimsecikler yok etrafında, zaten bu yüzden en iyi arkadaşın yalnızlık hep yanında. Onu sevip sevmediğini bilmesem de ondan sana haber getirdim. Sevmesen bile dinleyeceğine eminim senin, bu satırları okuyan sevgili dostum, evet yalnızlığı getirdim bu gece sana. Misafir ettim incelememe. Şu kitaptaki şiirleri okurken bir ara o kadar etkilendim ki içinde bulunan yalnızlık benzetmelerinden aşık oldum galiba yalnızlığa diye haykırıverdim içimden. Yahu hiç aşık olunur mu, yalnızlığa bakmayın bana? Neyse misafirimiz alınmasın şimdi? Alınmadın sahi değil mi yalnızlığım? Kıyamazsın bana. Hadi sevgili yalnızlık sen anlat artık, kendini tanıt bize. Belki senin hakkında daha önce hiç duymadığımız şeyleri duyarız senden. Vay be yalnızlık neymişsin sen dedirtirsin bizlere belki, kim bilir? Bak kitabın bile var. Hasan Ali Toptaş (HAT) yazmış "Yalnızlıklar" yani sen üzerine... Sözü sana bırakıyorum artık. Vaktinizi aldım affedin sevgili okurlar ve sen, yalnızlık. Evet söz sende...
2. Kısım (Mektup)
Ben senin içinde gizlediğin yalnızlığınım, bul beni. Çıkar, izin ver tanıtayım kendimi nerden gelip nereye gittiğimi anlatayım sana. Ben yalnızlık adım bu soyadım yok. Bana