Sonra teknoloji öyle bir yere geldi ki, dünyanın bütün kentleri, hayatları, çölleri, dağları, insanları, avuçlarımızın içine sığdı. Artık hayal kurmuyorsunuz
Fotoğraftan bir gerçeğe bakarak her yeri, her şeyi biliyorsunuz! Aslında bu imkân bizi hiç düşünmediğimiz bir yabancılaşmanın da tam ortasına bı rakıyor. İçinde yaşamadan tuhaf bir yalnızlıkla kuşatılıyoruz.
Bu, giderek bizi bir korkunun içine atıyor. Bilmediğimiz hayatları yaşamadan tüketiyoruz. Oysa, içinde yaşamak öyle mi?
Önceden uzak bir merak olan hayatlar artık bizim hatıramız oluyor. Bizi, halka halka dünyanın sınırlarına taşıyor. Hayal, yaşamanın elifiyse, gerçek, büyümenin ve güzelliğin bütün harfleri oluyor.