“Sevgiyi bir çiçeğe, bir köpeğe hatta bir elbiseye karşı da hissedebilirsin,” dedi Erdem. “Ama aşk, öyle değildir.İnsanı içine hapseden bir kafes gibidir.Üstelik söz konusu aşksa,biri sana duygularını sorunca tereddüt etmezsin.”
Ses bir şekle büründü.Hayaller ve gerçek.Çığlıklar ve fısıltılar.Mavi gözlü, beyaz saçlarına mavi tutamlar karışmış hayatımda gördüğüm en güzel şey karşısında şekillendi.Son çıkışlar ve yitip gittiğim çıkmaz sokaklar. “Yıkılmış krallığın direnen ruhu” dedi. “Su Krallığı’nın ihanete uğrayan lordu.”