Suçluluk duygusunun iki kaynağı olduğunu biliyoruz: İlki, otorite karşısında diğeri ise süper ego karşısında duyulan korku. Birincisi bizi, içgüdüsel dürtülerin tatmininden vazgeçmeye mecbur bırakıyor; diğeri yasak arzuların inatçılığının süper ego’dan gizlenmesinin imkansızlığından dolayı cezalandırmaya itiyor.
Yaşamın uzun olmasının, eğer bizi onca üzüntüye boğuyorsa, neşe konusunda böylesine cimri, acı konusundaysa böylesine cömertse ve ölümü bir kurtuluş olarak görmemize sebep oluyorsa anlamı ne?