Kitabın kapağı ve ismi her ne kadar okuru kitaptan soğutsa da aslında kitabın biyografik olduğunu ve hiç de yargılandığı gibi aptal bir aşk kitabı olmadığını okuduğunuzda anlıyorsunuz.
Theodosia Burr baş kahramanımız. Babası Aaron Burr'un her istediğini yapan, babasının sözünü hayat felsefesi gören ve sadece babasından gelen her şeye inanan bir genç kız Theodosia. Onun hırsları, hayalleri yüzünden Theodosia hayatından, kendinden ve sevdiklerinden çok tavizler verdi. Sırf babası mutlu olsun, babasının gözünde hep akıllı ve uslu bir kız olmak için. Ufak bir araştırma ile karakterlerin resimlerine baktıkça Theodosia'nın hem mutsuz hem umutlu halini, Aaron'un hiç vazgeçmediği hırsını, Merne'nin hüzünlü ve bilge halini, Joseph'in hastalıklı düşüncelerini yüzlerinde berrak bir şekilde görüyorum.
Kitap her ne kadar dram ve buhranlı geçse de benim en çok sevdiğim bölüm Kızılderili Wabasha'nın olduğu sahnelerdi. Nedense tek o samimi geldi bana. Onun doğayla olan arkadaşlığının hediyesi olan o bilge aklından faydalanmak isterdim doğrusu.
Velhasıl kelam biyografik romanlar okumayı seviyorsanız ve Amerikan tarihine ilgiliyseniz bir okuyun derim.
Hazin Bir AşkAnya Seton · Etna Kitap · 201060 okunma
"Bu nehirler insanlara ne anlatırlar? Neden bu kadar derin, rahatsız edici ve yine bu kadar tatmin edici olabiliyorlar? Bunu ifade edemiyorum. Ancak bunların hepsi şarkıda var. 'Denizden ayrılan su... Hâlen aktıkça mırıldanır, doğduğu yeri şiddetle özler.' Akan sular denizi özler. Benim için aşk anlamına gelirler ama aynı zamanda hayatın kendisi olabiliyorlar ve korkunun da yerine geçebiliyorlar. Deniz nedir Merne? Huzur bulmak mı yoksa ölüm mü?"
Merne gülümseyerek, "Bilmiyorum, sevgilim" diye cevap verdi. "Belki de aynı zamanda ikisi. Ölüm huzur bulmak değil mi?"