Ben ben oldum olası böylesi ta yürekten, can evinden gelen, yanındakini de kendi sevincinin içine alıp yoğuran, sevinçten çılgına döndüren böyle tatlı bir insan görmedim, içime aydınlık doldu, yüreğim pır pır etti. Şu İstanbul’un kirinden pasından, göz oyan kıskançlığından, kötülüğünden sıyrıldım, yeni başka bir güne doğdum. Sen sağ olasın, var olasın, dünyalar durdukça şu alçakgönüllü, ta can evinden, temkil damarlarından çekilip gelen gülüşünle durasın. Yaşşa be Mahmut arkadaşım.
Etraftaki her şey canlıydı ve sonsuza uzanan bir çeşitlilik vardı; insan türüyse bu sırada evreni yönettiklerini sandıkları sığınakları olan minik evlerinde güvendeydi kendince.