"Bütün bunları seninki de dert mi demek için dinletmedim" diye devam etti Ses. "Çünkü evet, seninki de dert. Canın nereden yanıyorsa, kıyametin orada kopuyor. Ama üstesinden gelemeyeceğin, hafıza çöplüğüne gönderemeyeceğin bir derdin yok. Dışarıda çok daha korkunç bir dünya var. Zaten biliyorsun."
Dünya yıkılırken kendi derdinden başka şey görememek bencillikti, evet. Ama hayat böyleydi, gezegenin yarıçapı kalbinkiyle eşitti. İnsan, gözü, içine bakmaktan kamaşınca dışını göremiyordu. Yüzlerce kişi sele kapılıp giderken mesela, ıslak terliğe değen çoraplarına canı sıkılıyordu. Fenaydı insan, çok fena...
Yani" dedim, "başkalarından esirgeyip bana sunduğu nimetler ve benden esirgeyip başkalarına verdiği dertler için Allah'a müteşekkir olmalıyım, öyle mi? Bundan daha bencilce bir şey duymadım!"
"Şükretmek bencillik değildir" dedi Ses. "Aksine, şükrederken diğerlerinin yarasını görür ve sadece kendinle meşgul olduğun zamanlar için utanırsın. Dünyanın senin ve yaranın etrafında dönmediğini anlarsın. Bencillik arıyorsan ben sana söyleyeyim bak. Asıl bencilce olan depresyondur. Bencilcedir, çünkü sahibini ve yaşadıklarını evrenin merkezine koyar. Açlar, hastalar, savaşlar, depremler, tufanlar bile önemini kaybediverir. Sevgilinin gidişini düşünürken, korkunç facialardan sağ çıkmış ve yaşamak zorunda kalmış insanları mesela, görmezden gelirsin. Onlar inatla ayakta kalmaya uğraşır- ken, sen yıkılmaktan medet umacak kadar körleşirsin. Ama şükretmeyi öğrenirsen, sadece hayata karşı nankörlükten değil, bencillikten de kurtulursun. Sahip olduklarına minnet duymak, seni yıkıcı hırstan, şımarık tatminsizlikten, dinmeyen açgözlülükten korur. Anlatabiliyor muyum?"
"Gördün mü peki?"
"Bilmem. Görmediysem de yaklaştım galiba. Çünkü şimdi başka dertlerin acısıyla meşgulüm. Belki de dileğim yanlıştı. Artık hiç acı çekmemeyi dilemeliydim belki. Hiçbir acıyı yani."
"Öyle bir hayat yok ki. Yaşıyorsak, acı hep olacak. Ama altında ezilmemeyi öğrenebilir insan. Acısında kaybolmadığı günler dileyebilir gelecekten. Yani kimisi mesela, mutlu olmak için özel bir sebep de aramaz. Mutsuz olmadığını fark etmek yeter mutlu hissetmesine. Anlatabiliyor muyum