Eğer bir suça tanıklık ettiysen ya da suç şüphesi oluştuysa bunu adli mercie bildirmezsen sen de aynı cezayı alırsın. Ciddi bir yasa bu. Peki öğretmenler, doktorlar, diğer kamu çalışanları istismarın suç olduğunu bilmiyor mu? Biliyor. Ama istismara tanıklık ettiğinde ya da istismar şüphesi oluştuğunda değil adli mercie bildirmek, üstünü örtüyor. Oysa istismarcısıyla karşı karşıya gelmekten korkup kalp krizi geçirerek ölen bir kız çocuğunu gördük. Ve üstelik bu kişi kısa bir süre sonra oybirliğiyle tahliye edildi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sabah tapu davasına girmiş hâkimi, öğleden sonra istismar davasına sokuyoruz. Sabah hırsızlık yapmış çocukla ilgilenen polisin, öğleden sonra istismara uğramış bir çocukla ilgilenmesi gerekiyor. istismara yönelik bir birimimiz yok. Okulda rehber öğretmen var, çocuğun hangi bölümü seçmesi gerektiğiyle ilgili konuşuyor ve hemen sonrasında bir istismar vakasıyla ilgili görüş bildiriyor.
Türkiye'de değil çocuk istismarına, çocuğa yönelik hiçbir mekanizma yok. Sadece adı, yasası, tüzüğü var. Zaten o yasa, tüzük, yönerge kısmı fecaat. Ona hiç girmeyelim. Kurucu mantık zaten sakat bir mantık.
Çünkü Türkiye'de kadınlar, evli olmaktan çok esir gibidir. Ama kadın, bu durumunun adım esirlik olarak koyarsa iç dengesi bozulur, yaşayamaz. O yüzden onu normalleştirmek zorundadır. Başka bir isim koyar ve öyle yaşar.
Suçun olmadığı bir ülke yoktur ve her sosyallikte karşılaşırız, sadece her toplumda suçun biçimi ve tanımı değişir. Mesela tecavüzcüler grubu için tecavüz bir suç değildir, hatta ödüllendirilecek bir şeydir. Ya da hırsızlar çetesi için bu suç değildir. O zaman der ki; "Ben bütün ön belirlenimlerden kurtulmuş bir tanım yapmaya çalışsam şöyle bir tanım oluşur, içinde gerçekleştiği topluluk tarafından cezalandırılan fiiller suçtur."