Böyle romanlardan hoşlanıyordu. Acılı ve sancılı bir dönemden geçen bir kişinin uzaklarda seçilen zayıf bir ışığa tutunarak ilerleyişini ele alan, belirsizliğe rağmen yaşama azmini güçlendiren romanlar... Naif ya da ihtiyatsız bir umut değil, umudun hayatımızda kalan son gereklilik oluşundan bahseden romanlar.
“Ses... Yazarın sesi. Cümle biraz acemice olsa da güzel bir sese sahip yazarların yazısını okuyunca hâkim olduğu gücü hissedebiliyorsunuz. Güzel cümleleri kayda değer kılanın bu ses olduğunu düşünüyorum çünkü güzel cümleler bireyin sesini net bir şekilde ortaya çıkarıyor.”
“Nasıl?”
“Kötü cümleler sesi bulanıklaştırır. Böylece yazarın sesi kötüyse bile o bizlerin kulağına kötü gelmemeye başlar. Çoğu zaman gereksiz kelimelerle dolu cümleler kötü olarak tanımlanır. Ancak gereksiz kelimeler aslında kötü sesin üstünü örtme işlevi görür. Böylece kötü bir ses kulağa hoş gelir.”
“Yani tam tersi bir etki yaratabiliyor.”
“Evet, acemice yazılmış cümlelerin güzel bir anlatımı gölgede bırakmasıyla sık sık karşılaşıyoruz. Böyle durumlarda cümleleri incelikle düzeltirseniz yazarın sahip olduğu asıl ses açığa çıkar.”