Feminist bir eleştiri olarak kabul edilebilir. Yazarın kendi türettiği üstopya örneğidir. Çünkü ne ütopya denebilir ne de distopya. Kadınların sadece çocuk doğurma makineleri gibi kullanıldığı, isimlerinin bile olmadığı, faşişt bir toplumda geçmekte romanımız.
Mesela kadınların isimlerinin bile olmadığını söylemiştim. Çünkü ismi olan birey bir şeye sahip olmuş olur. Ama bu toplumda kadınlar kendi bedenlerine bile sahip değiller. Bedenleri devletin malı. Sadece çocuk doğurmak için kullanılıyor.
Bu romanı okurken her ne kadar kurgu olmuş olursa olsun şu an ki dünyada bu örneklere benzer yaşamlar olabileceğini tahmin etmek zor değil.
Malesef kadınlar olarak kendimize hala tam anlamıyla sahip olamıyoruz. Bu düşünceleri hep sorguladım romanı okurken.
Özellikle sorguladığım şey ise güvende olmak adı altında bireyin başka insanlara, canlılara neler yapabileceği oldu. Güvende olmak için özgürlüğümüzün ne kadarından feragat ettiğimiz oldu.