Arkadaşımın kitaplığından bulup şöyle bir incelemek istedim ama elimden bırakamadım. II. Dünya Savaşı sırasında Nazi toplama kamplarında yaşadıklarını aktaran bir doktorun hikayesi. Toplama kampı ve Logoterapi başlığı altında iki bölümden oluşuyor. Frankl, insana en zor koşullarda bile özgürce seçebileceği tek şeyin hayata karşı tutumu olduğunu vurgular. İnsan, acılarının içinde bile bir anlam bulduğunda varoluşunu sürdürebilir.
👉 Kısacası, kitap bize şunu söyler: “Hayatta bir ‘neden’in varsa, her ‘nasıl’a katlanabilirsin.”
Çok sevdim bu kitabı 🫠 “Anne Frank'in Hatıra Defteri” kitabını sevenler buna da bayılacaktır.
Etkin bir yaşam insanın üretken çalışmanın değerlerini fark etmesini sağlarken, daha
pasif bir yaşam sürmek güzellik, sanat ve doğayı deneyimlemenin tatminini sunabilir ancak hayatta yaratımdan da, zevkten de yoksun olan ve yüksek ahlaktan başka bir şeyin bulunmadığı bir yaşamda da amaç vardır. Adını koymak gerekirse bu, insanın dışsal güçler tarafından zaptedilmiş varoluşuna yönelik tutumudur. Yaratıcı bir yaşam ve zevkler onun elinden alınmıştır ama anlamlı olanlar, sadece yaratıcılık ve zevk değildir. Yaşamda gerçekten bir anlam varsa, o halde ıstırapta da bir anlam olmalıdır. Istırap, kader ve ölüm gibi yaşamın alaşağı edilemez bir parçasıdır. Istırap ve ölüm olmadan insan yaşamı tam olmaz.