Alex Michaelides | Yitik kızlar
Eşini yakın zamanda kaybetmiş bir kadının hayatın normal ritmine geri dönme çabasıyla başlıyor kitap. Mariana Londra’da grup terapileri yaparak insanlara yardım ederken, yakın arkadaşının ölümüyle sarsılan yeğeninin yanına Cambridge’e gider ve art arda gelen cinayetlerin ortasında kalır.
Yazarımız bu romanında sadece bir polisiye değil, modern bir Yunan trajedisi kurguluyor. Her cinayetin arkasında bir tragedya, bir sahne ve yunanca şiir sözleri vardır. Bunların ne anlama geldiğini anlamaya çalışan Mariana kendini psikologdan ziyade dedektif olarak görür ve cinayetleri sorgulamaya başlar.
Trajedi, kaderin kaçınılmazlığıdır; ne kadar kaçarsan kaç, sonunda seni en beklediğin yerde bulur.
Ben kitabı okurken beklenmedik bir son bekliyordum zaten ama kitabın sonunda gerçekten şaşırdım. Bence çok iyi kurgulanmıştı. Dedektif rolüne bürünen bir psikolog asıl kurbanın kendisi olduğunu göremiyor. Ve her cinayet aslında Mariana’yla ilgili. Cinayet romanı olduğu için ne söylesem spoiler olacağı için çok fazla bir şey söyleyemiyorum. Çok sevdim kitabı. Dark academia sevenler, mitolojiye ilgisini olanlar için öneridir