"Gençlerin kalplerini saadetle dolduran sevda perisi benim gönlümde hiçbir vakit, bir hakikat şekline girmek lütfunu göstermedi. Daima hayaller suretinde kaldı. İşle ben öyle oyalandım. Hep hayaller hülyalar arkasından koştum. Hep mevcut olmayan afetler için ağladım. Bu hiçler için o kadar yoruldum ki... Aşkı da inkar edecek bir hale geldim."
"Bahar güneşinin serpme altın işlediği parıltılar içindeki o lâcivert geniş denizlere baktım kendi kendime:Yarabbi, dedim... Cennet kisvesine bürünmüş bu yeryüzü, bir yıldızın zehirli kuyruğu ile zehirlenecek, bütün bu şetaret sönecek, bu güllerin solacak, bu bülbüllerin ebediyen susacak mı? "