"Biiiz, 'ne Amerika, ne Rusya; Bağımsız Türkiye!' diyen gençleriz! Halkımız oynanan oyunun ayırdındadır. İktidar gittikçe bozulan ekonomik ve politik durumu gözden kaçırabilmek için, ortada gençliğin yarattığı bir anarşi varmış gibi göstermektedir. Biiiz, bilimden yana Türk gençleri olarak asla anarşist değiliz. Bizi anayasa düşmanı göstermektedir. Biiiz anayasa düşmanı değil, anayasanın tastamam uygulanmasından yana gençleriz. Biz bozuk düzenin, sömürünün düşmanıyız. Biz emekçi halkın ağır bastığı, halkımızın meclislerde çoğunluğu oluşturduğu parlamenter düzenden yanayız."
Fakir Baykurt'un yazdığı Kara Ahmet Destanı, "Irazca üçlemesi"nin üçüncü kitabıdır. Ahmet Kara, Burdur'un bir köyünde doğmuş ancak çocukken ailesiyle şehre göç etmiştir. Kendisi kardeşleriyle beraber okumak istemektedir. En büyük hayali Kaymakam olmaktır. Annesi Haçça onun bu hayaline ne kadar destek olsa da Babası Bayram bir o kadar karşı çıkmaktadır. Bayram'a göre Ahmet, Hocaların yanında din öğrenimi görüp hafız olmalıdır. Aile içerisinde epey bir tartışma sonucu Ahmet okutulur.
Derslerinde epey başarılı olan Ahmet öğretmeni tarafından şiire yönlendirilir. Öğretmeni, şiirlerinde köyün güzelliklerinden ziyade köy halkının garibanlığına kulak vermesini anlatır. Ahmet şiirlerinde köy halkının ezilmişliğini muhtarın acımasızlığını konu alır. Komünizm fikrinin baş gösterdiği zamanlarda Ahmet'in bu şiirleri dikkat çeker. yükseköğrenim için Ankara'ya gittiğinde sosyalizm ile tanışan Ahmet sesini çıkaramayan işçilerin ve emekçilerin sesi olmak için eylemlere katılır.