"...Sana bir adım daha atacak gücüm yokken bile tüm hamlelerimi senin lehine kendi aleyhime çevirdiğim için, tüm dünya bana sırt döndü ben senin sırtını sıvazladığım için, sırtın üşümesin diye elimi kolumu senden ödünç alıp sana bir hırka ördüğüm için, kendi ellerimle evet senin sırtına evet kendi sırtım kamburken çok acı ama evet ve her şey daha da kötüye giderken sen en kötü hamleni sona saklamışken sırtın üşümezmiş senin niye söylemedin, sırtın üşümezmiş madem niye hırkamı geri getirmedin, sırtın üşümezmiş beni niye ısıtmadı ellerin?"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım..."
"Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size: Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.
"İnsanlığın yalnızlıkla birlikte anlatılması güçtür oğlum." Hikmet hararetle karşı çıktı : "Siz bilmezsiniz albayım : İnsanlık tek başına kollarımda can verdi . Yanında kimseler yoktu."