Allahü teâlânın ismleri (Tevkîfî)dir. Ya’nî, islâmiyyetde bildirilen ismleri söylemek câiz olup, bunlardan başkasını söylemek câiz değildir. [Meselâ Allahü teâlâya âlim denir. Fekat, âlim demek olan fakîh denmez. Çünki, islâmiyyet, Allahü teâlâya fakîh dememişdir. Bunun gibi, Allah adı yerine, tanrı demek câiz değildir. Çünki tanrı, ilah, ma’bûd demekdir...]
Hak teâlâ hazretlerinden korkmamanın alâmetleri şunlardır:
1- Niyyet za’îfliği.
2- Kibrli olmak.
3- Ölümü yakın bilmeyip, tûl-i emele saplanmak.
4- Hak teâlâ hazretlerinin rızâsını terk edip, halkın isteğini yapmak.
5- Sünneti bırakıp, bid’at işlemek.
6- Günâhını az görmekdir. Ne mutlu o kimseye ki, bu altı şeyden hiçbiri kendisinde bulunmaz.
Cenâb-ı Hak akldan sonra, nefsi yaratmışdır. Buna, cehl, şehvet, tama’kârlık, yalan, harîslik, gadab, zulm, murdarlık, fesâdlık ve şirk gibi aşağı duygular vermişdir.
Hısnü'l-hasîn kitabında bildirildiği gibi, düâda Allahü teâlâ'ya, peygamberleri (aleyhimüsselâm) ve sâlih kullarını (radıyallahü anhüm) vesîle etmelidir. Düâda sesini alçaltmalıdır. Edeb, huşû' ve hudû' üzere olmalı, gözünü semâya kaldırmamalıdır. Düâdan sonra ellerini yüzüne sürmelidir. Hadîs-i şerîfde: "Düâyı bitirdiğiniz zaman ellerinizi yüzünüze sürün. Onda bereket vardır" buyurulmuştur.