Doğa karşısında herkesin eşit olması mümkün değildir: kimi insan uzun doğar, kimi kısa; kimi güçlü, kimi zayıf; kimi akıllı kimi akılsız. Ama bunlardan ötesine bakıldığında herkes eşit olabilir; aşılması gereken tek engel toplumsal kurgulardır.
Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı. Bu duygu çok ısrarcı olursa, bir an gelir ilmek ilmek dokunmuş tırtıl yuvasını deler, yükseklerden en derinlere doğru yuvarlanır ve ürkmüş yüreğe var gücüyle çarpardı