İnanın bana, dinler ahlak dersi vermeye kalkıştıkları ve birtakım emirler yağdırdıkları andan itibaren yanılırlar. Suçluluğu yaratmak ve cezalandırmak için tanrı zorunlu değildir. Benzerlerimiz, kendimizin yardımıyla yeterlidir bunun için. Son yargıdan söz ediyordunuz. Bırakın da saygıyla güleyim buna gözümü kırpmadan bekliyorum onu. Daha kötüsünü tanıdım ben, insanların yargısını
Gerçek şu ki, her zeki insan, iyi bilirsiniz bunu, bir gangster olmayı ve salt şiddet yoluyla toplum üzerinde egemenlik kurmayı düşler. Bu iş, birtakım uzmanlık konularını işleyen romanların düşündürebileceği kadar kolay olmadığı için genellikle politikaya bel bağlanır ve en acımasız partiye koşulur. Herkese egemen olmak bu yolla mümkün oluyorsa, ruhunu küçültmenin ne önemi var değil mi ?
Doğruluk duygusu, haklı olmanın verdiği doyum, kendini değerlendirmenin sevinci, bayım, bizi ayakta tutan ya da ilerleten güçlü zembereklerdir. Tersine, insanları bundan yoksun ederseniz, onları ağzı köpüren köpeklere çevirirsiniz.
İnsanın maddi yaşam koşullarında, toplumsal ilişkilerinde ve toplumsal yaşamında gerçekleşen her değişiklikle birlikte düşünceleri, görüşleri ve anlayışının, tek sözcükle bilincinin de değişikliğe uğradığını anlayabilmek için çok derin bir kavrayış mı gerekir ?