Ve sana diyorum ki, haz ve acının cennet ve cehennemle hiçbir ilgisi yoktur. Haz ve acı-pöh! Karanlıkta, senin teoloğunun esrimesinin, Muhammet’in hurilerinden ne farkı vardır ki? Erkekler ve kadınların haz ve acı üzerine kurdukları bu pazar, Prendick, onların üzerindeki hayvan damgasıdır... kendisinden geldikleri hayvanın onlar üzerindeki damgası. Acı! Acı ve haz, bunlar sadece toz toprak içinde yuvarlandığımız sürece işimize yararlar...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Daha önce bu yaratıklar içgüdüleri çevrelerine uygun bir şekilde biçimlenmiş ve bütün canlıların olabileceği kadar mutlu olan hayvanlardı. Şimdi ise ayaklarında insanlık prangasını sürüklüyor, içlerini bir türlü rahat bırakmayan, hiç anlamadıkları bir Kanun’a uymaya çalışarak, hiç bitmeyen bir korku içinde yaşıyorlardı; ızdırap içinde başladıkları o sahte insanlıkları, upuzun bir içsel mücadeleden, Moreau’ya karşı duydukları upuzun bir dehşetten başka neydi ki- ve ne için? Beni ürperten, gereksizliğiydi.
Neredeyse bütün Mısırlı kadınlar zaten ev hapsine mahkumdular. Babanın ya da kocanın izni olmadan bir adım bile atamıyorlardı ve birçoğu evden sadece üç vesileyle çıkıyordu: Mekke'ye gitmek için, kendi düğününe gitmek için ve kendi cenazesine gitmek için.
Özgürlük rahatsız ediyor. Parlak gözlü, kadın Isadora, okulun, evliliğin, klasik dansın ve rüzgarı kafese kapatan her şeyin tescilli düşmanı. O dans ediyor çünkü dans etmekten zevk alıyor ve canı istediği zaman, canı istediği gibi dans ediyor ve bedeninden doğan müzik karşısında orkestralar susuyor