Eğitimimiz gençlerimizin beyinlerini hiçe sayarak nezaketten uzak savaşçılar yetiştirme peşinde. Zihinsel olarak güçlü olmak mı yoksa boksta güçlü olmak mı? Tercihimizde kuşku olmamalı. Bizi hayvanlaştırmaya götürecek bir gelişim tercihimiz olamaz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günümüzde büyük zaferler büyük kas gücüyle kazanılmıyor. Büyük buluşlarla, büyük fikirlerle oluyor. Muhteşem sporcu kaslarımız bir Pastör’ün, Ampere’in veya Ma-lebranche'ın aklı ermez. İşin doğrusu ne kadar antrenmanlı olursa olsun insanoğlu bir atı veya köpeği yarışta geçemez veya bir gorili kavgada yenemez. Yani üstünlüğümüz kaslarımızın ağırlığıyla orantılı değildir.
Öğretim görevlisinin sadece bilim adamı olması, sadece bilime kendini adamalı anlamlarını içerir. Şayet profesör sadece laboratuvarında, çalışma ofisinde bilimle, buluşla geçinseydi bu iddia doğru olurdu. İşin doğrusu öyle değildir. Üniversite profesörü olmamıza rağmen her ay vezneye uğrayıp maaşımızı alıyoruz. Yılda on iki kez yapılan bu işlem bile profesörü öncelikle bilim adamı olmaktan çıkarıp bir öğretim görevlisi olduğu, öğrenciye dönük bir görevinin olduğu gerçeğini ispata yeter.