İngiliz edebiyatının önemli yazarlarından olan George Orwell bu kitabının temelinde siyasi bir hicivle karşımıza çıksa da aslında tüm insanlığa bir seslenişte bulunmuştur. Hikayemiz Bay Jones önderliğinde birçok farklı hayvanın olduğu bir çiftlikte geçiyor. Hayvanlar arasında domuzların üstün zekası ve kurnazlığı öne çıkıyor ve çiftliği ele geçirme planları yapıyorlar. Çiftlik yönetimindeki haksızlıkları ve kendilerine uygulanan ezici tutumları değiştirmek için titizlikle çalışıyorlar. Aralarından bu yolda ilerlemek için mücadele edenler de oluyor, bir çift insan aldatmacasına kanıp yoldan dönenlerde… Hayvanlara göre insan kıyafeti giymek, iki ayak üzerinde durmak kötü ve yasaktır. Bunun hakkında türlü sloganlar atılıyor ve insanlarla çatışmalar için her yeni gün hazırlıklar yapılıyor. Domuzların yönetimindeki ordu söylenen her şeyi yerine getirme gayretinde bulunsa da bu yönetimde gözle görülür bir değişiklik oluyor, domuzlar kendilerine sağladıkları imkanları diğerlerinden ayrı tutup kendilerini soyutluyorlar. Böylelikle düşmanı olan insandan kurtulmak isterken nasıl onun benzerine dönüştüklerini izliyoruz. Bunu en etkileyici alıntı ile tamamlamak daha doğru olacak: ‘’Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.’’
İnsan, üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de, tüm hayvanların efendisidir.
Yaşadığımız hayat nasıl bir hayattır? Açıkça söylemekten korkmayalım: Şu kısa ömrümüz yoksulluk içinde, sabahtan akşama kadar uğraşıp didinmekle geçip gidiyor.