Öğrenilmiş çaresizlik : Bu psikolojik kavram , bir kişinin defalarca başarısızlık deneyimi yaşadıktan sonra , çaba göstermenin anlamı olmadığını düşünmesi ve sonunda çaresizliği kabul etmesidir. Psikolog Martin Seligman, 1960’larda yaptığı deneylerle öğrenilmiş çaresizlik kavramını ortaya koymuştur. Bir grup köpek , kaçamayacakları bir kafeste elektrik şoklarına maruz bırakılmıştı. Şoklardan kaçmak için bir yol bulamadığında , köpekler sonunda ne yapmaları gerektiği konusunda hiçbir çaba göstermemeye başladılar.Bir sonraki deneylerde , kafesin kapısı açık bırakılmıştır. Köpekler kaçabilecekken hareketsiz kalmayı sürdürmüşler , yani çaresizliği kabul etmişlerdir.İnsanlar içinde durum çok farklı değildir. Eğitim , iş hayatı ve sosyal ilişkilerde karşılaşılan engeller ,bir noktadan sonra bireyi çaresizlik duygusuna sürükleyebilir.Başarısızlıkların birikmesi, insanın motivasyonunu kırabilir ve sonunda, yapılan her şeyin boşuna olduğu hissine kapılabilir.Öğrenilmiş çaresizliğin etkileri, yalnızca bireylerin ruhsal durumlarını değil, genel yaşam kalitelerini de olumsuz şekilde etkiler. Bu psikolojik durum depresyon , kaygı bozuklukları gibi sorunların kapısını aralar.Kişi, geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarından dolayı, herhangi bir yeniliğe cesaret edemez. Küçük başarısızlıkları bile gözünde büyütebilir.Ancak bir son değildir. Kendimizi çaresiz hissettiğimiz anlar, aslında büyüme fırsatlarıdır. Bu farkındalıkla birlikte, başarısızlıkları birer ders olarak görmek, ilerlememizi sağlar . Yeniden başlama cesaretini bulmak, küçük hedeflerle başlayarak başarılarımızı yükseltmek bizi ileriye götürecek ve bu psikolojiden kurtaracaktır.
Hayat, bazen inişli çıkışlı bir yolculuktur. Öğrenilmiş çaresizlik, bu yolculukta bizi duraklatan bir engel olabilir. Ancak önemli olan kendimize