Annemin buyurgan bir sesle bağırması ta içerden duyuluyordu:
— Ömrünün sonuna kadar banyoda mı kalacaksın?.. Bak ama, okula gitmen gerek!.. Okula gitmek için çoktan hazırlanmış olmalıydın!.. Saat neredeyse sekiz oldu! Okula gideceğini unutma!.. Okul!.. OKUL!.. O-KULL
Aman Allahım, tek bir sözcük, öylesine güzel bir sabahı nasıl da mahvedebiliyordu! Okulun canı cehenneme! Tahta bir sırada oturup bütün ömrünü matematik, din, coğrafya dersi dinlemekle geçirmek budalalıktı... Yo, hayır, coğrafya öyle değil. Her şeyin adını, ırmakların, ülkelerin adlarını bilmek güzel şeydi. Karnemi verdiklerinde içindeki yorum hep aynı oluyordu: "Coğrafya, tembellere ve serserilere özgü bir ders..."