Sık sık söylediği şey şuydu:
-Bir üstad var ki, zorbalık istemez. Bu yüce kahin işbaşındadır. Bırakınız, o işini görsün. İnsanı katıksız bilgiye ulaştıracak ve ruh, göz kamaştıran gerçeği anlayacaktır.
Kendisine:
-Bu üstad kimdir? Diye soranlara da şu cevabı verirdi:
-Zamandır!
Uçmak bir martının doğal hakkıdır, özgürlük varlığının özündedir. İster boş inançlar ve gelenekler, isterse sınırlamanın herhangi bir biçimi, özgürlüğü kısıtlayan ne varsa kaldırıp atılmalıdır.
Bugün ilk defa gerçeklerini gördükleri bu bilinmez dünyada başlarına gelecekleri düşünüp ağladılar. Büyüdükleri dünyadan korkuyorlardı; tehlikelerle dolu bir ormana benzeyen yaşamdan korkuyorlardı...
"Satranç hayat gibidir David," demişti babası. "Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işine yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip, yine de kazanabilirsin oyunu. Satrancın güzelliği budur işte. İşler her an tersine dönebilir. Kazanmak için yapman gereken tek şey tahtanın üzerindeki olası hamleleri ve anlamlarını iyi bilmek ve karşındakinin ne yapacağını kestirebilmek."