-Güçlü olmayı neden bu kadar çok istiyorsun?
-Elbette herkes gibi, varlığımı sürdürmek için.
-Senin yaptığın bir tür tahnitçilik. Güç ancak ölüleri korur.
-Bu sözler kesinlikle sana ait değil.
-Belki de sahip olduğum hiçbir şey bana ait değil. Zihinsel yeteneklerim de bunun içinde. Oysa sen, tabiatın kuvvetlerine sahip olmayı istiyorsun.
-Çünkü bilgi tehlikeyle ölçülür.
-Ne demek bu?
-Bilgi doğru olmak zorundadır ve bilgin, hata yapmaktan ölümden korkar gibi korkar. Sizin bilginleriniz hata yapmaktan korkarlar mı?
-Doğrusu pek emin değilim. Ama önce ne demek istediğini iyice anlat bana.
-Şunu kast ediyorum: Müneccimleriniz ya da medrese hocalarınız bir hata yaptıklarında sözgelimi cezaya çarptırılırlar mı? Hata yapmaktan korkmuyorlarsa belki de hatanın cezasından korkuyorlardır.
-Hayır. Onlar cezaya çarptırılmaz. Çünkü onlara bilgin diye saygı duyarız.
-Öyleyse onların doğru düşünmeleri için yeterince şart yok demektir. Çünkü onlar doğru düşünseler de düşünmeseler de nasıl olsa saygı göreceklerini, tehlikeye düşmeyeceklerini bildiklerinden hatadan da korkmazlar.