Spatium Veneficus

Spatium Veneficus
Birgün burası, ölü birinin zihninin yaşamaya devam ettiği bir yer olacak. vs.co/hu51gr6l
Puan vermedi·88 syf.·
2025 6. kitabı
İncelemeden bağımsız, bu kitabı okurken özellikle son kısımlarda kendimi -bilen bilir kendisini- Prof.Dr. Muhammet Özekes Hoca ile sohbet ediyor gibi hissettim.
Yolpalas CinayetiHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 20173,059 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
8/10
·70 syf.·
2025 3. kitabı
Bir erkek bir kadınla evlenmeye karar verdiğinde neden kadının da buna dünden razı olduğunu düşünüyor? Niçin insanlar kadınların bu hayattaki tek gayesinin “evlilik” eylemini gerçekleştirmek olduğunu zannediyor? Evlenmek ya da EV’lenmek bir kadını bekar kadınlardan üstün hale mi getiriyor? Biz neden hala bu yüzyılda bu soruyu soruyoruz? Hiç düşündünüz mü neden erkekler şaşalı, gösterişli ve tüm (aslında kendilerine ait küçücük) dünyaya duyururcasına evlilik teklifleri yapıyor? Ya da bazı kadınlar neden böyle evlilik tekliflerine gıpta ile bakıyor? Peki ya erkekler neden evlilik teklifleri karşısında sanki karşısındaki kadına dünyayı sunmuş, cennetten arsa satmış, onu sanki yarı-insanlıktan tam-insana taşıyacak bir lütufta bulunmuş gibi hissediyor? Neden? Neden? Biz kadınlar, tek gayemiz evlenmek mi yani? Hiç başka hayalimiz amacımız ya da dümdüz yaşama isteğimiz yok mu bizim? Bir kadının bir evlilik teklifini reddetmesi hayatının hatası mı yani? Kitapta tabii ki özellikle evlilik teklifinin reddi üzerinde durulmuyor yanlış anlaşılma olmasın lakin, değinmek istediğim çok çok mühim bir nokta var: Salome bu yüzyılda bile niçin Nietzsche’nin ve Freud’un evlilik tekliflerini reddeden kadın olarak anılıyor? Neden yazdıklarıyla, yaptıklarıyla, duruşuyla anılmıyor? Bir kadını yücelten tek nokta erkekler tarafından beğenilmek ve beğenilmesine rağmen onları reddebilecek güce sahip olmak mı? Salome’nin Feniçka’sından anladığım kadarıyla, insanların bu yüzyılda kendisinin böyle andığını görse aklını kaçırırdı.19. yüzyılda feminist bir duruş sergilemeye çalışan kadın bir yazarsın ve (kesin olmasa da) dünyadaki ilk kadın psikanalistsin, 21. yüzyılda bile hala senden bahsedilirken kurulan ilk cümle Nietzsche ve Freud’u reddeden kadın oluyor. Ne büyük hakaret… Ne büyük utanç… Lakin
Alıntı
FeniçkaLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20169,5bin okunma
Puan vermedi·315 syf.·
2023 1. kitabı
Kitapla dostum Yusuf Bey sayesinde tanıştım. Daha önce hiç psikoloji diyebileceğimiz bu tarzda bir kitap okumamıştım. Açıkçası etikette bıraktığım kitap da benim okuduğum kitapla birebir aynı olmayabilir çünkü ben Yusuf Bey'in çevirisini okudum. Kitap güzel ve net. Bana farkındalık kazandırdı. Çözümlemeleri beğendim. Kendimde bulamadığım cevapları bulmamı sağladı. İçimdeki düzenleyemediğim hisleri ve engel olamadığım eylemleri toparlamamı sağladı. Fakat bunun büyük ölçüde Yusuf Beyle işbirliği içinde olmamdan kaynaklandığını da biliyorum. Yine de kitap güzel ve faydalı. Eğer sınır problemleriniz varsa bu kitap onları çözmek konusunda size fikirler verebilir. Ben sınır problemlerim olduğunu bilmiyordum, bu problemleri Yusuf Bey gördü ve bu kitap sayesinde de problemlerimi somut bir şekilde ben de gördüm. Bana kazandırdıkları bu kadardı. Okuyacaklara şimdiden iyi okumalar :)
Psikoloji
SınırlarHenry Cloud · Koridor Yayıncılık · 20094,362 okunma
8/10
·216 syf.·
2021 23. kitabı
Bir insanın iyiliği veya kötülüğü ona baktığınız açıya göre değişmez mi? Dünyadaki tüm kötü insanları öldürmüş olan biri yine de katil değil midir? Yin ve Yang'dan da açıklamaya çalışırsam; mutlak iyilik ve mutlak kötülük yoktur, birbiri ile ilişki içinde olup birbirlerine dönüşürler. Çok basit düşündüğümüzde güzel bir çocuğun hikâyesi, derinlere inip gerçeği gördüğümüzde ise karşımıza iyilik-kötülük problemini en sade şekilde tasvir etmiş olan bir kitaptır. -Spoiler içeren kısım- Conor O'Malley 13 yaşında, annesinin hastalığı, ailesinin yıkık dökük bağları ile; gittikçe yalnızlaşan, her geçen gün kendi içinde boğulan bir çocuk. Kendisi küçük, yaşadıkları ve yalnızlığı çok büyük olan bir çocuk. Her gece gördüğü kâbus nedeniyle kendinden korkan, -hatta nefret eden- kafasındaki düşünceler sebebiyle kendisini suçlayan biri. Hikâyemiz Conor'ın kendi içinde biriktirdiği o koca öfke, yalnızlık, korku, ilgisizlik ve görünmezlik demetlerinin birleşip kocaman bir canavara dönüşüp her gece Conor'ı ziyaret etmesiyle başlıyor. Conor'ın kendine itiraf edemediği, kendinden uzaklaşmasına sebep olan birçok durumu Canavarımız ona gösteriyor. Bir nevi Conor'ı kendinden kurtarıyor. Canavarımız da korkutmasın sizi o, ulu bir Porsuk ağacı. -Spoiler içeren kısım bu kadar- Basite yorarsanız haksızlık edeceğiniz, hâtta basitleştirdiğiniz için sizin kaybedeceğiniz bir kitap. Kitabı satın alacaksanız verdiğiniz parayı hak ettiğinden emin olabilirsiniz. Kitabın sayfaları, kapağı oldukça sağlam ve kaliteli. Sayfalar kalın dergi yaprağı kalitesinde, ağır ve şık bir kitap. Ayrıca çizim içeren kitapları seviyorsanız -ki ben çok severim- bu kitaptaki çizimler bir harika, hepsini incelerken ayrı ayrı dünyalara dalıyorsunuz. Kitabın üslubu çok güzel, herkes rahatça okuyup anlayabilir.
Edebiyat
Canavarın ÇağrısıPatrick Ness · Tudem Yayınları · 20141,635 okunma
7/10
·152 syf.·
2021 15. kitabı
İncelemeye başlamadan önce söylenmesi gereken bir şey var. Kitap hakkındaki birçok tartışmayı duymuşsunuzdur. Özellikle George Orwell sebebiyle yapılan sosyalizmi savunmuş, kapitalizmi eleştirmiş, siyasal içerik barındırıyor, dönemin yöneticilerini eleştiriyor türevi tartışmalardan bahsediyorum. Lütfen kitabı okurken bu tartışmaları bir kenara bırakıp, hâtta kafanızda silip öyle okuyun. Benim düşüncem Orwell'ın bu kitapta dokunduğu nokta insanın kendisidir. Akımlar veya özel isimler değildir. Kitap insan yönetimi ve zulmünden bıkan "Köşk Çiftliği" hayvanlarının isyan çıkarıp yönetimi ele geçirip çiftliği "Hayvan Çiftliği"ne dönüştürmeleri ile başlar ve daha sonra yaşanan durumlar ile devam eder. Kitaptaki hayvanların hepsi aslında bir tiplemedir "insan tiplemesi". Okuduktan sonra etrafınıza bakıp hepsini birer birer görebilirsiniz. Fakat burada önemli olan nokta siz bu tiplemelerden hangisisiniz? Koyun musunuz yoksa etinden sütünden yumurtasından derisinden yararlanılan kısacası köle olan inek ve tavuk mu? Etliye sütlüye karışmayan Clover mı yoksa Benjamin mi? İtaatkâr Boxer mı yoksa köpeklerden biri mi? (Böyle bahsetmem biraz kaba gelmiş olabilir. Fakat okuduysanız beni anlarsınız, okumadıysanız da okuyunca anlarsınız.) Ben kitabı okunması gerekenler listesine ekledim. Can yayınlarının çevirisi hep olduğu gibi çok iyiydi. İyi okumalar. :)
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,7bin okunma