Çantamdan kitabı çıkardım ve sonra ona şu bölümü okudum: "Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördüncüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar; öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında."
"Ne garip bir metin" dedi. "Kim yazmış bunu?"
"Cervantes" dedim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
... "Ya hastaneler... Ya akıl hastalıklarını tedavi ettikleri bölümler... Göz alabildiğine gül bahçeleri, çiçek bahçeleri... Ortalığı bülbüller kaplamış. Ne kadar güzel ötüyorlardı. Bir de müzikleri var ki asıl büyüyü o yapıyor. Gül bahçeleri, bülbül sesleri ve müzik... Bunlarla akıl hastaları tedavi ediliyor. O büyüye kapılmak için akıl hastası olmayı ne çok isterdim."
Sözlerine üzüntülü bir tavırla devam etti.
"Halbuki Müslümanlar bunu yaparken Avrupa'daki ve bizde akıl hastaları içine şeytan girmiş diye dövülmektedir, yakılmaktadır. Ne yazık..."
"Allahın izniyle aşık askerin düğününü de yaparız, Sav Tekin'in intikamını da alırız."
Birlikte şu tarihi cümleyi söylediler :(Alparslan ve Nizam ü'lMülk)
"Bizansı yıkacak harp planını da yaparız."