Onu pencerenin o şiirsel çerçevesi içinde böyle görünce, düşündüğüm kadın olduğuna inanmak istemedim. Çünkü hayatın en sonunda kötü bir romana bu kadar benzeyebileceğini kabul etmek gelmiyordu içinden. Ama oydu…
Çok öpmek nasıl bir şeydi? Üç defa mıydı mesela? Peki uzun uzun bir kere öpmek de çok sayılır mıydı? Daha mı nemli olma lıydı çok olan öpücükler, yoksa sarsıcı mı? Hani şu film sonlarm dakiler gibi... Eğer öyleyse, annesini hiçbir zaman çok öpmemiş olabilirdi. Peki ya Ferruh? O nasıl öpecekti acaba? Çok mu?