Onlar konuşurken ben de battaniyeye sarılı halde sırtüstü yere uzandım ve gökyüzüne, “Gözün Güneş’e varsın, ruhun rüzgâra... Rengârenksin tek bir rengin içinde, hem de tüm parlaklığınla,” diye fısıldadım.
Onu dinlerken, söylediklerinin vahameti üzerime çöktü. Ben sadece kendimle ve kendime olan bitenle ilgilenmekten, onun neler yaşadığını aklıma bile getirmemiştim.