Bir yandan "tüm ideolojilerin öldüğü" bir çağda, tüm değerlerin ve doğruların göreceli olduğu fikri yaygınlaştırılırken, öte yandan tüm ülkeler için en "doğru" olanın iktisadi büyüme ve tüm bireyler için en değerli şeyin mutluluk olduğu tekrarlanıp duruyor.
Terry Eagleton, Hayatın Anlamı adlı kitabında hayatın anlamını arama ve kendini kandırma temalarını bir araya getiren șu soruyu okuyucuya soruyor: Ya hayatın anlamı bilmek istemeyeceğimiz kadar korkunçsa? Belki de yaşamımızı sürdürmemizin koşulu, bu anlamı bilmemektir ve Nietzsche'nin iddia ettiği gibi yaşamak için bizi teselli eden yanılsamalara inanmamız gerekiyordur.
Bir öğretmen olarak "Hangi sınıfa ders verdiğim fark etmez; güçlülerin kendi yararlarına ve ulusal çıkarlara karşı hareket ettikleri gerçeği karşısında, neyi yapabilip yapamayacağımın pek bir önemi yok" dediğimde anlamlı bir şey söylemiş
olmam. Bu, etik bir ifade değildir. Rahatına düşkün, uzlaşmacı bir tutumu yansıtır. Daha da kötüsü, uzlaştığımda hareketsiz-
liğim daha fazla utanmazlık üreten bir motora dönüşür.