Hasan İzzettin Dinamo ve Unutulmuş Bir Baş Yapıt
Yazarımız Hasan İzzettin Dinamo’nun hayatından esinlenerek kaleme aldığı bu serinin ana karakteri Musa, Cumhuriyet’in ilk yıllarında Sivas Öğretmen Okulu’nda, ileride ne denli körleşeceğini hissetmiş; daha parlak bir gelecek umuduyla İstanbul’a gidip yazarlık ve şairlik yapmayı denemiştir. Ancak bunda başarılı olamayınca öğretmen okuluna dönüp mezun olmuş ve Anadolu’nun gariban köylerinde öğretmenlik yapmaya başlamıştır.
Musa, birçok Avrupa dili bilen, donanımlı bir aydın olmasına rağmen yazdığı hükümet muhalifi eserleri nedeniyle mesleğinden dışlanmış, görev verilmemiştir. Eşi Zarife ile birlikte her şeyden uzaklaşmak için İstanbul’un gözden ırak bir gecekondu mahallesine gelmiş, bir matbaacı arkadaşının yardımıyla ayyaş bir ailenin harap gecekondusunu satın alıp yerleşmiştir. Kitapta, Musa ve Zarife’nin bu gecekonduyu binbir zorlukla yaşanabilir hâle getirme mücadelesi anlatılmaktadır.
Eserde, 2. Dünya Savaşı sonrası Türkiye’sindeki siyasi ortam son derece başarılı bir şekilde betimlenmiş; Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi arasındaki gerilim, sağ-sol çatışmaları ve dönemin toplumsal dokusu çarpıcı biçimde aktarılmıştır. Çıkarları uğruna cehaleti tercih eden insanların, topluma faydalı aydın bireyler için nasıl tehlikeli olabildiğini görmek gerçekten kan dondurucuydu. Kitaptan günümüze yapılacak çıkarımlar ise ne yazık ki fazlasıyla mümkün. Birçok konuda bir arpa boyu yol alamadığımızı görmek insanı derinden sarsıyor.
Hasan İzzettin Dinamo, edebiyat tarihimizin kıymetli fakat tozlu raflara terk edilmiş cevherlerinden biri. Yazdığı eserlerde, yaşadığı dönemin siyasi baskısını ve halkın sefalet içindeki yaşam mücadelesini çarpıcı bir şekilde aktarıyor. Bu seri, şahsımca gerçek bir başyapıt niteliğinde.