Birara neydi o bulutlar
Somurtkan dudakları yere sarkan
Arkasında deniz alev alan adam
Çehrem sarsılıyor bakmaktan
Güneş inip suya dokun
Nehre yaslanıp baş aşağı koşan bir yaşlı ağaç ol
Korku salardı inceliğin acıman tevazuun
Dünya ve insan çıkmazlarına yumuşak bakışın
Nur sarnıçları ballar koydun çöllere ruh eşiklerine
Senden kaynıyordu yine sana kapılıyor ırmakların
Yamalı ve tertemiz elbiselerim olunca
Her gece mutlak uyanıp adını anınca
Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz
Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım
Sura vardıkça gövdelendim soyundum aşk duasına
Atılıyorum sırlarına açılıyor hücrelerim
Menzili çoktan geçtim ün saldı kayboluşum
Kendi kuytumda çalkıyor şerbetini ağzım
Eski şairliklerim gitti gözümden
Gayridir başka bir hal kuşanıyorum
Azık yoldaş olmaz haydi geç toklukları
Az’la doymak yap deş insan zamanlarını
At al at bin at kuşan da ciğerin koş
Davran bre çocuk doyma ilk sulardan
Hehey gözüm hehey gözyaş odsuz kaldın
Nice hançer dürdün sabır balyaladın
Göğsümde bir küçücük derya buldum
Kabına sığmaz bir ceylan yoldaşım
Eteğini toplamış bir sevgili düştü kumsala
Ufacık kuru dudaklarında bir hasret sayhası
De Zarif inle. Ta ki huzra vardın
Nice yıl isyan durdun gurbet kaldın
Çocuklarımızla
atlara biniyorduk
Dönüp bakarak geçmişe - kumandalı
Atlara biniyorduk
Benim çok çocuğum oldu
Kadınım sen onların yüzlerini
Çalılardan kolla