İnsanın istediği kişi, nesne, olay veya durum her olursa olsun hep artı değerdir, hep olduğundan fazlasıdır.
İnsan zaman zaman tutulur bazı şeylere. Tutulduğuna kavuşmak, tutulduğunu elde etmek ister doğal olarak. Ancak elde etme sürecinde ilk hatasını yapar. Ulaşmak istediğinin değeri artar gözünde her geçen gün. İstenilen, olduğundan daha güzel, daha iyi, daha hassas, daha değerli, daha uygun, daha özel, daha dahadır. Hataları görülmez istenilenin, yaptıkları da güzeldir kendisi gibi. İstenilen, isteyenin gözünde büyük bir değerdir artık.
İsteyen, istediğine kavuşunca ya da onu elde edince artık bazı şeyler değişir. İnsan burada ikinci hatasını işleyecektir. Bir süre sonra bakacaktır ki atfettikleri onda yoktur. Hatta biraz daha zaman geçince artık onda olanı görememe talihsizliği de yaşanacaktır. Artık istenildiği zamanki gibi güzel, uyumlu, çekici, hassas, özel değildir. Hatta ve hatta vasatın da altındadır. Daha önce üstün özelliklerine hak verenler gibi uyumsuzluğunu konusunda kendisini destekleyen kişiler vardır bu defa yanında.
İlk hata olandan fazlasını görmek iken ikinci hata olanı da görememe talihsizliğidir.
Ne acıdır ki ikinci hata daha yıkıcıdır.
Öyle şeyler yaşanır ki bazen dışıradan bakan bir göz şaşırmadan edemez. Özenle kurulmuş cümleler karşılık bulmaz, en değerli sözcükler önemini yitirir, kelimeler yan yana gelmekten çekinir, benzetmeler karşılamaz güzeli, şarkılar sıradanlaşır, şiirler silikleşir, sevgi ifadeleri cılızdır tartışmalar karşısında...
Neden böyledir? Alışkanlık mıdır bizi yanıltan, olanı olduğu görememe yetersizliğimiz midir, olanla yetinmeme hasleti midir?