Roman hakkındaki düşüncelerimi ilk sayfalardan başlayarak paylaşmak istiyorum. Romanın başı, şahsi olarak benim okuma isteğimi artırdı. Çünkü romanın ilk sayfalarındaki, Besim ve Mefharet arasındaki diyaloglar, Besim’in olaylar karşısındaki rahatlığı hoşuma gitti. Ancak Mefharet’in Selmin’deki değişen tavırları fark etmesiyle süregelen, Selmin’in dayıları Samim ve Besim’i suçlayıcı sözleri hiç hoşuma gitmedi. Karakterin böyle bir şüphe duyması kabul edilebilir olsa da romanın içerisinde yazarın ensest ilişkiyi keskin bir şekilde eleştirmesi gerekirdi bence. Bilakis, romanda böyle bir eleştiri yapılmamış, romanın ilerleyen kısımlarında Samim’in hem Necile ile hem de Necile’nin kızı Meral ile farklı zamanlarda sevgili olduğu vurgulanarak Meral’in, Nail Bey’in değil de Samim’in kızı olma ihtimâli okuyucuyla baş başa bırakılmıştır. Ayrıca Selmin’in yalanının ortaya çıktığı vakit, Mefharet, Besim, Selmin gibi karakterlerden birden bire neredeyse tamamen uzaklaşılıp Samim-Meral cephesine geçilmesi kitaba odaklanmam açısından problem oluşturdu. Aynı biçimde başlarda hiç piyasada olmayan Necile ve Renginaz’ın sonlara doğru olayın merkezine oturması da beni rahatsız etti. Karakterler romanın içerisine daha iyi dağıtılabilirdi diye düşünüyorum.
Bütün saydıklarım dışında romanı beğendiğimi söyleyebilirim. Özellikle Meral ve Necile’nin ölümü sonrasında Samim’in söylediği sözler beni derinden etkiledi. Romandaki ruh tahlilleri de mükemmel bir şekilde işlenmişti. Bu arada belirtmeliyim ki romanda kurgudan çok anlatım ön planda. Bu yüzden siz, “Benim için kurgu daha mühim.” diyorsanız Yalnızız romanı pek size göre olmayabilir. Şahsen Peyami Safa’nın o eşsiz anlatımını bayılarak okudum ve yıllar sonra Allah izin verirse tekrar okumayı planlıyorum. Çünkü bu romanın her okuyuşta yeni