Yetişkinler bazen çocuklardan yetişkin davranışı beklerler. Özellikle misafirliklerde… Bu, çocuğa haksızlıktır, çünkü çocuk yetişkin değildir. Çocuk çocuktur ve gelişim çağındadır.
Çocuk duyguları ile yaşar.
Su içerken heyecanlanır, gülebilir ve suyu püskürtebilir bunda ayıp yoktur.
Yetişkinler yetişkin davranışını çocuklardan beklerken çok defa çocukları kendilerine çirkin gelir. Halbuki çocuklarının çocuksu davranışlarına eşlik edecek olsalar, çocuğun dünyasının Tatlılığını görecekler. Çocuğa yetişkin gibi bakmak ve ondan Yetişkinlerin olgunluğunu beklemek hem çocuğa haksızlık hem de ebeveynin gerilmesine sebep olur.
Çocuğun iki doğumu vardır…
Birisi fizyolojik doğumu, diğeri ruhsal doğumu… Fizyolojik doğum dokuz ayda gerçekleşir.
Ancak çocuğun ikinci doğumu için bir duygusal gelişime ihtiyacı vardır.
Ruhun gelişimi fizyolojik gelişim gibi hızlı olmaz. Ruh fizyolojiden dört kat daha yavaş gelişir
Dokuz ayda dünyaya gelen çocuk, dört kat mesafeyle 3,5 yaşlarında ruhsal olgunluğa erişir. İşte bu yüzden, mizaçtan mizaca değişse de yaklaşık 3,5 yaşından sonra yaşama gözlerini açar çocuk…
İçinde bulunduğu dünyayı fark etmeye ve bir bilinç seviyesinde etrafıyla iletişim kurmaya çalışır.