"Ninelerden dedelerden beri kendi başına yaşayan köylerinde denizin, dağın, ormanın kime ait olduğunu hiç düşünmemişlerdi. Başlarını soktukları küçük evler, bahçeler sahipliydi ama bunun ötesi Tanrı’ya aitti. Hiç doğanın, havanın suyun sahibi olur muydu? Meğerse varmış."
"Dolayısıyla kendisine yakışmayan telaşını örtmek için acıyı küçümsüyormuş gibi yapıyordu. İnsan bu dünyaya acı çekmek için gelirdi ve bunda duygulanıp telaşlanacak bir şey yoktu.”